Haber Merkezi - Brüksel’de
bir araya gelen Avrupa Birliği üyesi ülkelerin dışişleri bakanları, Suriye
meselesi ile bu ülkedeki bileşenlerin haklarını ele alıyor. Toplantı, Suriye
Dışişleri Bakanı Esad Şeybani’nin katılımıyla gerçekleştiriliyor.
11 Mayıs Pazartesi
günü İsveç Dışişleri Bakanı Maria Malmer Stenergard, Rûdaw muhabiri Zinar
Şino’nun sorusuna verdiği yanıtta, Suriye Dışişleri Bakanı ile görüşmesinde ülkedeki
bileşenlerin korunması konusunu gündeme getireceklerini söyledi. Stenergard,
Zinar Şino’ya yaptığı açıklamada, “Suriye’de kapsayıcı bir yolun önümüzde
olması çok önemli. Elimizde bir fırsat penceresi var ancak bunun doğru yönde
ilerlemesi gerekiyor” dedi.
Aynı zamanda Avrupa Birliği Dış Politika Yüksek Temsilcisi
Kaja Kallas da, Rûdaw’ın Kürtçe eğitim konusunun Esad Şeybani ile görüşülüp
görüşülmeyeceğine ilişkin sorusuna, “Evet, bu konuları da konuşuyoruz. Yani
azınlıkların durumu ve Suriye’de anadilde eğitim haklarını ele alıyoruz.
Elbette daha geniş bir çerçevede Suriye’nin tüm bileşenlerini konuşuyoruz ancak
Kürt meselesi de değerlendiriliyor” yanıtını verdi.
Avrupa Birliği’nin bu diplomatik girişimleri, Özerk Yönetim
kontrolündeki kurumlarla Suriye hükümetinin entegrasyonuna yönelik çabaların
sürdüğü bir dönemde gerçekleşiyor. Görüşmelerdeki en hassas başlıklardan biri
ise Kürtçenin Rojava’daki kurumlar ve okullarda kullanılması meselesi.
Bu çerçevede Suriye Cumhurbaşkanlığı Heyeti Sözcüsü Ahmed Hilali,
Rûdaw’ın Şam muhabiri Solin Muhammed Emin’e yaptığı açıklamada,
Cumhurbaşkanlığı’nın 13 numaralı kararnamesine dikkat çekti. Söz konusu
kararnameye göre Suriye, Kürtçeyi ülkede “ulusal dil” olarak tanıyor ve
özellikle Kürt nüfusunun yoğun olduğu bölgelerde devlet ve özel okullarda
öğretilmesine izin veriyor. Hilali, bu eğitimin “isteğe bağlı programlar ya da
kültürel ve eğitsel faaliyetler” çerçevesinde yürütüleceğini söyledi.
Kürtçenin ulusal dil olarak tanınmasına rağmen Şam yönetimi,
Arapçanın ülkenin “tek resmi dili” olarak kalmasında ısrar ediyor. Suriye
Cumhurbaşkanlığı Heyeti Sözcüsü, Arapçanın “anayasa ve yasaların temel direği”
olduğunu yineleyerek, resmi kurumlarda, eğitim sektöründe ve hukuki işlemlerde
kullanılmasının “zorunlu” olduğunu ifade etti. Hilali’ye göre Arapçanın
korunması, “devlet egemenliği ve kamu düzeninin” bir parçası.
Bu gelişmeler, Şam yönetiminin Kürtçenin tanınması yönünde
ilk adımları atmasına rağmen, “ulusal dil” ile “resmi dil” kavramları arasında
hâlâ büyük bir fark bulunduğunu gösteriyor. Avrupa Birliği de baskıları
aracılığıyla, Suriye’deki tüm bileşenlerin anadilde eğitim hakkının tam
anlamıyla güvence altına alınmasını sağlamayı hedefliyor.
