Haber Merkezi - Haliç Kongre Merkezi’nde 'İstanbul’un Fethi’nden Gönüllerin Fethine' programında konuşan Erdoğan, "İstanbul’un fethini hala içlerine sindiremeyen hazımsızlar var. Her kim 'Zulüm 1453'te başladı' diyorsa maskesini indirin altından 1453'te mücadele ettiğimiz karanlık yüzler çıkacaktır. Her kim 'İstanbul'un statüsü değişin' diyorsa bunlar Topkapı'da okunan Kur'an-ı, Ayasofya'da okunan ezanı içlerine sindiremeyenlerdir" dedi.
Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul'un Osmanlı İmparatorluğu tarafından fethinin 573. yıl dönümünde Haliç Kongre Merkezi'nde düzenlenen programda açıklamalarda bulundu.
“İstanbul'un fethi sadece bir büyük zafer, sadece çağ açıp çağ kapayan bir olay değil, dünyanın göz bebeği bir şehirde karanlığın aydınlığa tebdilidir” diyen Erdoğan, “İstanbul'un fethi can ve mal güvenliğinin olmadığı bir şehirde yüzyıllar sürecek bir huzur ve güvenlik ortamının tesis edilmesidir. İstanbul'un fethi her kökene, her inanca, her görüşe o güne kadar gösterilmeyen hoşgörünün gösterilmesi, verilmeyen değerin verilmesidir” şeklinde konuştu.
Erdoğan sözlerine şöyle devam etti:
“İstanbul'un fethi coğrafya için fitne üreten bir ocağın söndürülmesi yerine kıyamete kadar sönmeyecek hak ve hakkaniyet ocağının yakılmasıdır. İstanbul'un fethi Ayasofya dahil mabetleri soyulan, tahrip edilen, semtleri bataklığa dönüşen bir şehrin imarıdır, ihyasıdır, hayat bulmasıdır. İstanbul'un fethi, iki dünyanın, iki kıtanın birleştiği bu şehre 573 yıldır batmayan bir güneşin doğması, bir baharın gelmesidir.
İstanbul'un fethi, yeryüzünde fitneyi ortadan kaldırmayı hayatının amacı haline getiren, bunun için hiçbir fedakarlıktan kaçınmayan 21 yaşındaki gencin, dünya tarihinde örneği görülmeyen bir barış ve kardeşlik iklimini mayalamasıdır. İstanbul'un fethi bu topraklarda Malazgirt'le başlayan fetihler silsilemizin en parlak halkasıdır.”
1071'den bu yana bizim vatanımız İstanbul ise 1453'den bu yana Türk İstanbul olarak milletimizin göz bebeği iftihar tablosudur. Ama biliyoruz ki bunu halen kabullenemeyenler var. İstanbul'un fethini halen içlerine sindiremeyen hazımsızlar var. 573 yıllık öfkenin pençesinden bir türlü kurtulamayanlar var. Bunların gerek içeride, gerekse dışarıda ama buldukları her fırsatta bu hazımsızlıklarını, bu rahatsızlıklarını ifşa ettiklerini görüyoruz. Her kim 'zulüm 1453'te başladı' diyorsa maskesini indirin altından 1453'te mücadele ettiğimiz karanlık yüzler çıkacaktır."
Her kim 'İstanbul'un statüsü değişsin' diyorsa bunlar Topkapı'da okunan Kur'an'ı, Ayasofya'da okunan ezanı içlerine sindiremeyenlerdir. Her kim, İstanbul'da inşa ettiğimiz yüksek medeniyeti görmezden gelerek 'göçebe barbarlar Anadolu'daki medeniyeti tahrip etti' diyorsa pelerinini kaldırın, göğsüne kazınmış Bizans dövmesiyle karşılaşırsınız.
Erdoğan, “Fatih Sultan Mehmet'in bize emaneti olan bu aziz şehre gözümüz gibi bakmaya devam edeceğiz. 86 yıllık hicranın ardından nasıl Ayasofya'nın kapısına vurulan zincirleri parçaladıysak, kutlu fetihten ilham alarak yeni zaferlere de imza atacağız. İstanbul'un geleceğini karartmak isteyenlere meydanı bırakmayacağız. Dünyamız ve bölgemiz gerek siyasi, gerek ekonomik, gerekse diplomatik bakımdan Çok ciddi kırılmalar yaşıyor. Coğrafyamızda sınırlar yeniden kanla ve gözyaşıyla çizilmek isteniyor. Gazze'den Sudan'a, Yemen'den Lübnan'a, yönümüzü nereye çevirirsek çevirelim, aynı kirli oyunun farklı sahnelerine tanık oluyoruz” diye konuştu.