Erbil (Rûdaw) - Uluslararası çapta yürütülen klinik deneyler, "amivantamab" adlı yeni bir tedavinin, diğer yöntemlere yanıt vermeyen kanser hastalarında tümörleri şaşırtıcı bir hızla küçülttüğünü ve hatta tamamen yok ettiğini ortaya koydu.
Kanserle mücadelede devrim niteliğinde bir adım atıldı. 11 ülkede gerçekleştirilen kapsamlı araştırmalarda, üçlü etki mekanizmasına sahip yeni bir kanser aşısının (ilaç), ileri evre hastalarda mucizevi sonuçlar verdiği gözlemlendi.
15 hastada tümör tamamen yok oldu
Dünyanın en yaygın altıncı kanser türü olan baş ve boyun kanserinden muzdarip 102 hasta üzerinde yapılan deneylerde, hastaların yüzde 40'tan fazlasında olumlu yanıt alındı.
Kemoterapi ve radyoterapiye dirençli olan bu hastaların 28'inde tümörler belirgin şekilde küçülürken; 15 hastada ise tümörlerin tamamen eridiği ve yok olduğu tespit edildi.
Uzmanlar, bu çapta bir değişimin sadece birkaç hafta içinde gerçekleşmesini "inanılmaz" olarak nitelendirdi.
Üçlü kuşatma: Kanser hücresine kaçış şansı yok
Johnson & Johnson tarafından geliştirilen bu tedavinin başarısı, üç farklı koldan saldırı yapmasında gizli.
Büyümeyi durduruyor: Tümörlerin büyümesini sağlayan EGFR proteinini hedef alarak yayılımı kesiyor.
Kaçış yolunu kapatıyor: Kanserli hücrelerin tedaviden kaçmak için kullandığı MET yolunu bloke ediyor.
Bağışıklığı ordulaştırıyor: Vücudun kendi savunma sistemini (bağışıklık) harekete geçirerek tümöre doğrudan saldırmasını sağlıyor.
"Daha önce böylesini görmedik"
Londra Kanser Araştırma Enstitüsü’nden (ICR) Prof. Dr. Kevin Harrington, elde edilen sonuçların tıp literatüründe bir ilk olabileceğine dikkat çekerek, "Özellikle kemoterapiye dirençli hastalarda daha önce hiç bu kadar güçlü ve hızlı bir yanıt görmemiştik" ifadelerini kullandı.
Diğer kanser türleri için umut ışığı
Halihazırda 60 farklı klinik deneyde test edilen tedavi yöntemi, sadece baş ve boyun kanseriyle sınırlı kalmayacak.
Başta akciğer kanseri olmak üzere; kolon, bağırsak, mide ve beyin kanseri türlerinde de aşının etkinliği araştırılıyor. Bilim dünyası, bu tedavinin onaylanması halinde kanserin kronik ve tedavi edilebilir bir hastalık olma yolunda en büyük engeli aşacağını öngörüyor.
