Avukat ve Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (UNHCR) Danışmanı Rêz Gerdî, Yeni Zelanda’nın ulusal onur sistemindeki en yüksek ödüllerden biri olan "Üstün Hizmet Liyakat Nişanı"na (The New Zealand Order of Merit) layık görüldü.
Kürt aktivist Rêz Gerdî, ailesiyle birlikte mülteci olarak gittiği Yeni Zelanda’da son derece başarılı bir akademik ve profesyonel kariyer inşa etti.
Ödül törenine Kürt kıyafetleriyle katılan Gerdî; dezavantajlı grupların savunulması, mültecilere destek ve insan hakları ile adalet yolundaki çalışmaları nedeniyle bu ödüle layık görüldü.
Başarılı avukat Rêz Gerdî, Rûdaw’a konuk olarak başarı hikayesini ve ödülün anlamını anlattı.
Rûdaw: Bir Kürt kadını ve eski bir mülteci olarak, Yeni Zelanda’nın bu onur sistemine dahil edilmek sizin için ne ifade ediyor?
Rêz Gerdî: Yeni Zelanda’ya mülteci olarak ulaştığımda, bir gün Hükümet Konağı’nda durup ülkenin en yüksek onur ödülünü alacağımı hayal bile edemezdim. Benim için bu an büyük bir gurur kaynağı olmasının yanı sıra, Yeni Zelanda’nın bir mülteci olarak bana sunduğu güvenlik ve eğitim fırsatlarının bir göstergesidir. Tüm bu imkanları sadece mesleki kariyerimi geliştirmek için değil, toplumlarımıza yardım etmek ve daha adil, eşit bir dünya inşa etmek için kullandım. Bu ödül, mültecilere uygun ortam ve destek sağlandığında hayallerine ulaşabileceklerini hatırlatması açısından çok önemli.
Rûdaw: Ödülü aldığınız o an aklınızdan geçen ilk şey neydi?
Rêz Gerdî: Kuşkusuz ilk hissettiğim şey, çalışmalarımın takdir edilmesinden duyduğum gururdu. Ancak daha önemlisi, “devletsiz bir Kürt toplumu” olarak yaşadığımız zorlukları, kaçmak zorunda kalışımızı ve nereden nereye geldiğimizi düşünmekti. Pakistan’daki bir mülteci kampında geçen çocukluğumu hatırladım. Bu ödül, ne kadar uzun ve zorlu bir yol katettiğimi, bana destek olanları ve karşıma çıkan fırsatları düşünmemi sağladı. Mesele sadece bir ödül değil, insan haklarını savunma ve adaleti sağlama konusundaki etkimin bir tescilidir.
Rûdaw: Tören görüntülerinde Kürt kıyafetleriyle yer aldığınız görülüyor. Bu tercihinizle nasıl bir mesaj vermek istediniz?
Rêz Gerdî: Kürt kıyafetlerini gururla giydim çünkü kimliğimi, geldiğim yeri, halkımın tarihini ve mücadelesini temsil etmek istedim. Kürt olmak bir gurur kaynağıdır, kimliğimin ayrılmaz bir parçasıdır ve bu işi yapmamın temel sebebidir. Kürt halkına yapılan haksızlıkların bilinciyle büyüdüm. Bu durum, hukuk alanına yönelmemi ve yasaların gücünü adalet için kullanma isteğimi tetikledi.
Ayrıca üzerimde "Korowai" denilen bir pelerin vardı. Bu, Yeni Zelanda’nın yerli halkı olan Maorilerin geleneksel giysisidir. Onların kültürüne saygı göstermek benim için çok önemliydi. Maori kültürü ve tarihi ile Kürtlerin yaşadığı dil ve kültür kaybı gibi tarihi haksızlıklar arasında büyük benzerlikler görüyorum. Bu iki kültürü birleştirmek, mültecilere kucak açan Yeni Zelanda yerlilerine bir teşekkür ve ortak acılarımız üzerinden bir bağ kurma çabasıydı.
Rûdaw: Bu ödül hem geçmişe bir saygı hem de geleceğe dair bir sorumluluk. Gelecek planlarınızda neler var?
Rêz Gerdî: Bu tür onurlandırmalar beraberinde büyük sorumluluklar getiriyor. İnsan hakları ve mülteci hakları konusundaki çalışmalarım her zaman insanların yaşamına dokunmayı, güvenlik ve onurlarını korumayı amaçladı. Bu ödülün bana sağladığı tanınırlığı ve platformları, çalışmalarımı daha ileriye taşımak için kullanacağım. Zorunlu göç ve baskılara karşı çözümler üretmeye, güvenlik arayışındaki milyonlarca insan için umut inşa etmeye devam edeceğim.
Rûdaw: Bu üyelik ne kadar sürecek ve kaç kişi arasından seçildiniz?
Rêz Gerdî: Bu ömür boyu sürecek kalıcı bir üyelik. Ödülü, Kral III. Charles’ı temsilen Genel Vali’den aldım. Bu sistem İngiltere, Avustralya, Kanada ve Yeni Zelanda’nın ortak kraliyet tarihinin bir parçasıdır. Her yıl sadece sınırlı sayıda kişiye verilir. Süreç oldukça karmaşıktır; kendinizi aday gösteremezsiniz, başkaları tarafından aday gösterilmeniz ve Başbakan’ın onayından geçmesi gerekir. Bu nedenle aday gösterilmek ve Kral adına Başbakan tarafından onaylanmak benim için büyük bir onurdur.
Rûdaw: Yeni Zelanda’daki Kürt toplumunun durumu nasıl? Sayıları ve etkinlikleri hakkında bilgi verebilir misiniz?
Rêz Gerdî: Yeni Zelanda’da Kürdistan’ın her dört parçasından gelen küçük ama canlı bir Kürt toplumu var. Tam sayıyı bilmek zor olsa da 1500’den fazla Kürt’ün yaşadığına inanıyorum. Kürt toplumu burada oldukça aktif; Newroz gibi ulusal bayramlarımızı kutlamak için sık sık bir araya geliyoruz. Ayrıca insan hakları konusundaki protestolarda, özellikle Auckland ve Wellington’daki hükümet binaları önünde organize bir şekilde sesimizi duyuruyoruz. Çoğunluk Auckland’da olsa da Christchurch ve Wellington’da da topluluklarımız mevcut. Küçük ama Yeni Zelanda içinde önemli bir topluluğuz.
Rûdaw: Cenevre’den yayınımıza katıldığınız için teşekkürler Rêz Hanım. Sizi bir kez daha tebrik ediyoruz.
Rêz Gerdî: Ben teşekkür ederim, beni konuk ettiğiniz için çok mutluyum.
.jpg&w=3840&q=75)
