Erbil (Rûdaw)- Fransa’nın Erbil Başkonsolosu Emmanuel Mignot, göreve başlamasının ardından verdiği ilk röportajda; Erbil-Paris doğrudan uçuşlarından yeni savunma mutabakatına, vize işlemlerinden Suriye ve Rojava’deki son duruma kadar birçok kritik başlıkta önemli açıklamalarda bulundu.
Fransa’nın Erbil Başkonsolosu Emmanuel Mignot, Rûdaw’dan Nıma Nebez'e verdiği kapsamlı mülakatta Paris ile Erbil arasındaki ilişkilerin geleceğine dair yol haritasını açıkladı.
Mignot; savunma, diplomasi, ticaret, göç ve kültürel iş birliği alanlarında somut adımlar atılacağını vurguladı.
"Erbil ile Paris arasında doğrudan uçuşlar için çalışıyoruz"
Erbil Uluslararası Havalimanı ile Paris arasında doğrudan uçak seferlerinin başlatılması konusuna değinen Başkonsolos Mignot, bu konunun Irak Başbakanı’nın Paris temasları sırasında da masaya yatırıldığını hatırlattı.
Erbil hattı üzerinden seyahat etmek isteyen ciddi bir yolcu potansiyeli olduğuna dikkat çeken diplomat:
"Doğrudan uçuşlar üzerinde titizlikle çalışıyoruz. Ancak bölgedeki güvenlik durumuna ilişkin yaşanan bazı belirsizlikler ve gerilimler sürecin gecikmesine neden oldu. Yine de gelecekte bu uçuşların hayata geçirilmesi konusunda umutluyuz" dedi.
Koalisyon sonrası dönem: Peşmerge ile yeni savunma mutabakatı
Uluslararası Koalisyon güçlerinin çekilmesinin ardından doğacak güvenlik boşluğuna ve savunma iş birliğine dikkat çeken Mignot, Fransa’nın Peşmerge güçlerini bir "silah arkadaşı" olarak gördüğünü belirtti:
Gelişmiş radarlar devrede
Kürdistan Bölgesi ve Irak'ın hava savunma açığı bulunduğunun farkında olduklarını belirten Mignot, Fransa'nın Irak'a teslim ettiği gelişmiş ve etkili radar sistemlerinin, Kürdistan Bölgesi hava sahasının korunmasına da doğrudan katkı sunacağını kaydetti.
Yeni anlaşma yolda
Fransa ile Irak makamları arasında, 30 Eylül sonrasındaki yeni güvenlik sınamalarını karşılayacak ikili bir savunma koordinasyon anlaşması üzerinde çalışıldığı duyuruldu.
IŞİD ile mücadele
Başkonsolos, Peşmerge ve Kürdistan Bölgesi Güvenlik Konseyi’nin sahada IŞİD tehdidiyle mücadele etme kabiliyetine tam güven duyduklarını vurguladı.
10. Kabine için Erbil’e çağrı: Gerçek bir ortaklık hükümeti kurulmalı
Kürdistan Bölgesi'ndeki seçimlerin ardından devam eden hükümet kurma sürecine de değinen Mignot, siyasi partilere gecikmeksizin adım atma çağrısında bulundu:
"Kürt liderlere en net mesajımız; tarafları gerçek bir ortaklık hükümeti kurmaya teşvik etmektir. Kürdistan’ın gerek iç gerekse dış tehditlerle baş edebilmesi ancak güçlü ve istikrarlı bir siyasi sisteme sahip olmasıyla mümkündür."
Yılda 20 bin vize başvurusu: İnsan kaçakçılığına karşı özel birim
Göç ve konsolosluk işlemlerine dair resmi verileri paylaşan Başkonsolos, Erbil Başkonsolosluğu’na her yıl yaklaşık 20 bin vize başvurusu yapıldığını ve bu başvuruların yarısından fazlasının onaylandığını açıkladı.
Yasadışı göç ve insan kaçakçılığı şebekelerine karşı mücadelenin sertleşeceğini belirten Mignot, eylül ayı itibarıyla konsolosluk bünyesinde organize suçları ve yasadışı göçü takip etmek üzere özel bir kadro oluşturulduğunu, Kürdistan Bölgesi güvenlik ve yargı birimleriyle doğrudan koordinasyon sağlandığını ifade etti.
Erbil'de Fransız iş forumu düzenlenecek
Kürdistan Bölgesi ekonomisinin sunduğu yatırım fırsatlarına dikkat çeken Mignot, Fransız şirketlerinin bölgeye ilgisini artırmak amacıyla önümüzdeki yıl Erbil’de geniş katılımlı bir Ticaret ve Yatırım Forumu düzenlemeyi planladıklarını açıkladı.
Önümüzdeki hafta sağlık ve ilaç sektöründen bir Fransız heyetinin Erbil’e geleceği, Danone ve enerji sektörü yatırımlarının yanı sıra su kaynaklarının yönetimi alanında da Fransız teknolojisinin devrede olduğu aktarıldı.
Suriye ve Rojava: Kuzeydoğudaki istikrar bölgenin çıkarınadır
Suriye ve Rojava'daki Kürtlerin durumuna ilişkin değerlendirmelerde bulunan Fransız diplomat; Şam yönetimiyle temasların sürdüğünü, Mazlum Abdi’nin Şam’da resmi bir statüye sahip olmasının ve Cumhurbaşkanı Şara ile haklar temelinde görüşebilmesinin olumlu bir zemin oluşturduğunu belirtti.
Rojava’deki sükûnetin korunmasının tüm bölge ülkelerinin faydasına olduğu yinelendi.
Louis Vuitton ve 'kepenek' polemiği
Dünyaca ünlü Fransız moda evi Louis Vuitton’un Kürt kültürüne ait geleneksel "kepenek/ferenji" motiflerini esin kaynağı olarak kullanmasına ilişkin tartışmaları da değerlendiren Mignot, modacıların birbirinden esinlenmesinin doğal olduğunu ancak Kürt tarihine ve geleneklerine atıfta bulunulmasının yerinde olacağını söyledi.
Mignot, bu kültürel etkileşimi görüşmek üzere Kürt tasarımcı Lara Dizeyi ile bir araya gelmeye hazır olduğunu dile getirdi.
Röportajın tam metni:
Rûdaw: Dr. Emmanuel Mignot, bugün bizimle birlikte olduğunuz için çok teşekkürler.
Emmanuel Mignot: Ben teşekkür ederim.
Rûdaw: Erbil’e hoş geldiniz. Sanırım göreve başlayalı yaklaşık bir ay oldu, değil mi?
Emmanuel Mignot: Evet doğru, tam bir ay önce göreve başladım.
Rûdaw: Tekrar hoş geldiniz, görevinizde başarılar dilerim. Size sormak istediğim çok soru var. Erbil’den Paris’e neden doğrudan uçak seferimiz yok, bununla başlamak istiyorum. Zira Avrupa’nın diğer bazı şehir ve ülkelerine doğrudan uçuşlarımız bulunuyor.
Emmanuel Mignot: Evet, ben de bu uçuşlar konusunda son derece heyecanlıyım ve bunun üzerinde çalışıyoruz. Sanırım bu konu yaklaşık bir ay önce Irak Başbakanı Paris’teyken de müzakere edildi. Bu nedenle gelecekte bu uçuşların başlamasını umuyorum.
Rûdaw: Bu plan Erbil Uluslararası Havalimanı’nı da kapsıyor mu, yoksa sadece Bağdat ile bir anlaşma olacak?
Emmanuel Mignot: Hayır, hayır, kesinlikle Erbil için de çalışıyoruz. Erbil üzerinden seyahat etmek isteyen çok ciddi sayıda bir yolcu potansiyeli olduğuna inanıyorum.
Rûdaw: Sanırım daha önce de Erbil ile Paris arasında doğrudan uçuş planı vardı ancak sonuca ulaşmadı.
Emmanuel Mignot: Evet, şu an güvenlik durumuna ilişkin bir miktar belirsizlik olduğunu düşünüyorum; yani ABD ile İran arasında yeni bir bombardıman dalgası yaşanır mı yaşanmaz mı meselesi var, ne yazık ki bu da süreci etkiliyor.
Rûdaw: Sizden önceki Kürdistan Bölgesi Başkonsolosu çok aktifti; sanırım sizin için çıtayı epey yükseltti.
Emmanuel Mignot: Çok güzel.
Rûdaw: Kendisi projelere çok dahil oluyordu, her alanda aktifti ve biz de onunla röportajlar yapmıştık. Sizin Erbil’de ve genel olarak Kürdistan Bölgesi’nde devam ettirmek istediğiniz veya yeniden başlatmayı planladığınız projeler nelerdir?
Emmanuel Mignot: Fransız diplomatlar genel olarak aktiftir, bu temel bir ilkemizdir. Ben buraya Rotana Oteli’nin havuz kenarında güneşlenip dinlenmeye gelmedim; buraya çalışmaya, somut ve pratik sonuçlar üretmeye geldim. Bu yüzden ikili ilişkileri gerçekten çok daha ileriye taşımak istiyorum. Ayrıca burada gerek tüm Kürt yetkililer gerekse halk tarafından gördüğüm sıcak karşılamadan dolayı çok mutlu olduğumu belirtmek isterim.
Rûdaw: Siyasi konulara geçmeden önce birkaç soru daha sormak istiyorum. Kürdistan Bölgesi halkının, tarihte müttefikimiz olmuş olan Fransa, ABD ve diğer birçok Avrupa ülkesiyle özel bir ilişkisi var. Kürt gençleri ve öğrencileri arasında da bu ülkelere yönelik büyük bir ilgi bulunuyor; örneğin hedeflerinden biri Fransa’da eğitim almak, zira orada çok iyi üniversiteleriniz var. Şu anda orada üniversite veya yüksek lisans eğitimi almak isteyen öğrencilere herhangi bir burs ve destek sağlıyor musunuz?
Emmanuel Mignot: Evet, kesinlikle. Bu, ikili ilişkilerin son derece önemli bir boyutudur. Şu anda Fransa’da yaklaşık 50 Kürt öğrencimiz var; bu sayı yeterli değil ve sayıyı artırmak için çalışıyoruz. Kürdistan Üniversitesi-Erbil (UKH) ile Sciences Po Enstitüsü arasında Kürdistanlı öğrencilerin Fransa’da eğitim almasını sağlayan çok dikkat çekici bir ortaklık bulunuyor; fakat daha fazlasını da yapabiliriz.
Rûdaw: Bahsettiğiniz bu 50 öğrenci Fransa hükümetinin bursuyla mı okuyor, yoksa başka bir şekilde mi?
Emmanuel Mignot: Evet, bir kısmı burslu eğitim alıyor.
Rûdaw: Sayıyı artırma planınız var mı?
Emmanuel Mignot: Evet, burada Konsoloslukta ve Fransız Enstitüsü’nde bu iş için özel olarak görevlendirilmiş bir çalışanımız var ve bu işten sorumlu kurumun adı Campus France.
Rûdaw: Bağdat ve Musul’da olduğu gibi tarihi ve kültürel alanlar ile arkeolojik mirasın korunmasına yönelik projeleriniz de var. Kürdistan Bölgesi için bu yöndeki projeleriniz nelerdir? Çünkü bizim de korunmaya ve ilgiye muhtaç birçok önemli tarihi alanımız bulunuyor.
Emmanuel Mignot: Biz burada arkeoloji alanında oldukça aktifiz. Şu anda Kürdistan’da 5 Fransız arkeoloji ekibimiz bulunuyor. Burada, Kürdistan’da bulunan bu eşsiz tarihi mirası ortaya çıkarmak ve dünyaya tanıtmak için yıllardır arkeoloji alanında iş birliği yapıyoruz.
Rûdaw: Bu ekipler şu an nerede çalışıyor?
Emmanuel Mignot: Farklı bölgelerdeler. Bazıları burada, Erbil’de; şu an bulunduğumuz bu yerin kadim tarihine dair neler bulabileceklerini görmek için Erbil Kalesi’nde çalıştılar. Bazıları şehir merkezine yakın noktalarda, bazıları ise Süleymaniye çevresinde ve Duhok vilayetinde çalışmalarını sürdürüyor.
Rûdaw: Şu an yeryüzünde insanların aralıksız yaşadığı en eski yerleşim yerlerinden biri olan Erbil Kalesi'ndeyiz. Fransa’nın önceki temsilcilerinin de buraya büyük önem verdiğini biliyoruz; sizin burası için gerçekleştirmek istediğiniz projeler neler?
Emmanuel Mignot: Evet, burası sizin de belirttiğiniz gibi 6000 yıl öncesine dayanan tarihiyle dünya tarihinde eşi benzeri olmayan bir yer. Bu nedenle UNESCO ve Erbil Kalesi'ni Canlandırma Komisyonu gibi kurumlarla kalenin tarihini tanıtmak amacıyla çalışmak bizim için son derece önemli. Ayrıca hemen şurada, birazdan görebileceğimiz tarihi bir bina içinde Fransız Enstitümüz de faaliyet gösteriyor.
Rûdaw: Birkaç hafta önce sosyal medyada gündeme gelen tartışmalı bir konu var. Dünyaca ünlü Fransız markası Louis Vuitton’un bir tasarımıyla ilgiliydi. Burada hepimiz bu markayı tanıyoruz ve Louis Vuitton giymek veya parfümlerini kullanmak adeta bir prestij sayılıyor; doğrusu çok seviyoruz. Ancak sosyal medyada çok büyük tartışma yaratan bir tasarım oldu; hatta TikTok, yorumları nefret söylemi saydığı için 'Kürdistan' kelimesini birkaç saatliğine engelledi, sonradan düzeldi. Söz konusu tasarım, özellikle Hawraman ve diğer dağlık bölgelerdeki köylerde erkeklerin giydiği, bizim "kepenek" veya "ferenji" dediğimiz geleneksel Kürt kıyafetiydi. İddia, Louis Vuitton'un bu özgün kültürel ve tarihi desenden esinlendiği ancak ilham kaynağını belirtmediği yönündeydi. Ardından Kürdistan Bölgesi Kültür Bakanlığı da açıklama talep ederek konuyu gündeme taşıdı. Siz bu konuda ne yaptınız ve bu husustaki görüşünüz nedir?
Emmanuel Mignot: Evet, bu tartışmaları duydum ve bence üzerinde durulması gereken bir konu. Moda tasarımcıları bir şey üretirken zihinlerinde çok sayıda kaynak bulunur; bazen çok önceden gördükleri bir detay olduğu için farkında olmadan esinlenmiş olabilirler. Yine de Kürt tarihine ve geleneklerine atıfta bulunulması gayet doğal ve gerekli olurdu diye düşünüyorum. Çok yetenekli tasarımcılarınız olduğunu biliyorum ve bu ilham konusunu konuşmak üzere Sayın Lara Dizeyi ile görüşmekten mutluluk duyarım.
Rûdaw: Yani bu, Sayın Lara Dizeyi’ye iş birliği konusunda görüşmeye hazır olduğunuza dair bir davet mi?
Emmanuel Mignot: Kesinlikle, bu harika bir fikir olur.
Rûdaw: Bence de iyi bir fırsat olur; zira birçok yerel tasarımcı da Fransa'nın giyim kuşam tarihindeki zenginlikten ilham alıyor. Aynı şekilde Fransız ve diğer Avrupalı markalar da bizim kültürümüzden ve Ortadoğu kültürlerinden fazlasıyla besleniyor. Dolayısıyla iş birliği şeffaf olursa sonuçlar çok daha verimli olabilir.
Emmanuel Mignot: Evet, kesinlikle. Tasarımcılar birbirlerinden ilham alırlar. Kürt kültürünün özgün tasarım ve motiflerinin dünyaya tanıtılması amacıyla Kürt geleneklerinin küresel modaya ilham kaynağı olması son derece olumlu bir şeydir.
Rûdaw: Pekala Sayın Emmanuel, daha derin konuları konuşmak için içeriye geçelim.
Emmanuel Mignot: Memnuniyetle, teşekkür ederim.
Rûdaw: Hoş geldiniz; oturduğumuz bu mekân çok güzel ancak daha ciddi sorular sormamızı gerektiriyor. Görev süreniz boyunca, geçmişten bu yana çok iyi seyreden Fransa-Kürdistan Bölgesi ilişkilerini güçlendirmek adına ne gibi planlarınız var?
Emmanuel Mignot: Öncelikle gerek Kürt yetkililer gerekse halk tarafından burada gördüğüm sıcak karşılamadan son derece mutlu olduğumu belirtmeliyim. Şu an içinde bulunduğumuz kale içindeki bu güzel tarihi yapı, Fransız Yakın Doğu Enstitüsü’ne ev sahipliği yapıyor ve arkeolojik araştırmalara odaklanıyor; bu bile Kürdistan ile Fransa arasında 1960’lara dayanan köklü bağların bir göstergesidir. Biz onlarca yıldır dostuz, hatta dosttan da öteyiz; biz silah arkadaşıydık ve hâlâ da öyleyiz. IŞİD’e karşı birlikte savaştık ve bu durum aramızda çok yüksek bir güven ortamı inşa etti. Fransa’nın Erbil’deki yeni Başkonsolosu olarak benim temel hedefim, bu güvene dayalı ilişkiyi daha da geliştirmek olacaktır.
Rûdaw: Bu yıl veya görev süreniz boyunca uygulayacağınız yeni ve somut bir politika var mı? Ya da önceki çalışmalardan hangilerini önceliklendireceksiniz?
Emmanuel Mignot: Daha da geliştirebileceğimiz alanlar var. Ekonomi kesinlikle bu alanlardan biri; Erbil ve Kürdistan’ın diğer şehirlerindeki ekonomik dinamizmi gördüğümde gerçekten çok etkilendim. Bu nedenle ekonomik sektörde henüz değerlendirilmemiş çok büyük bir potansiyel olduğunu düşünüyorum. İki yıl önce Paris’te çok başarılı bir iş forumu gerçekleştirmiştik; şimdi benzer bir forumu burada düzenleyip Fransız yatırımcıları ve iş insanlarını buraya getirmemiz gerektiğine inanıyorum.
Rûdaw: ABD öncülüğündeki Uluslararası Koalisyon’un Irak ve Kürdistan Bölgesi’nden çekilmesinin ardından, Avrupa ülkelerinin ve ABD’nin artık eskisi gibi bölgede etkin olmayacağı veya Kürdistan’a özel bir ilgi göstermeyeceği yönünde değerlendirmeler yapılıyor. Koalisyonun çekilmesinden sonra bile Fransa’nın projeleri neler olacak ve özellikle Peşmerge’ye destek konusunda Fransa ne yapmayı sürdürecek?
Emmanuel Mignot: Fransa, Kürdistan’ı bir istikrar ve güvenlik odağı olarak görmektedir ve bunun tüm bölge için hayati önemde olduğuna inanıyoruz. Eylül ayı ortasında Irak Başbakanı Paris’teydi; Cumhurbaşkanı Macron ile Irak-Fransa ilişkilerinin geleceğini ele aldılar. Şimdiki temel düşünce, 30 Eylül sonrasındaki yeni güvenlik sınamalarıyla (Kürdistan dahil) hep birlikte başa çıkmamıza yardımcı olacak yeni bir savunma koordinasyon anlaşmasına doğru adım atmaktır.
Rûdaw: Irak hükümeti ile yapacağınız bu savunma ve özellikle hava savunması anlaşmasının neleri kapsadığını bize açıklayabilir misiniz? Çünkü koalisyonun çekilmesinin ardından bu, hem Irak’ta hem Kürdistan Bölgesi’nde herkesin konuştuğu çok sıcak bir tartışma konusu. Irak ve Kürdistan Bölgesi kendilerini, özellikle de hava tehditlerine karşı nasıl savunacak?
Emmanuel Mignot: Evet, Kürdistan’ın hava savunması konusunda zorluklar yaşadığının gayet farkındayız; bu aynı zamanda tüm Irak’ın da sorunudur. Biz Irak ile tam bir koordinasyon içindeyiz. MERI Forumu’nda da ifade edildiği gibi, Fransa Irak’a çok gelişmiş ve etkili radarlar teslim etmiştir ve bu radarlar Kürdistan’ın korunmasına da doğrudan katkı sağlayacaktır. Irak Hava Kuvvetleri geçmişte Fransa ile çok iyi bir iş birliğine sahipti; buradaki amaç, Irak’ın güvenliği adına bu tür bir iş birliğini yeniden canlandırmaktır. Biz buna son derece bağlıyız ve Irak’ın egemenliğini güçlendirmek Cumhurbaşkanı Macron’un en somut hedeflerinden biridir.
Rûdaw: Kürdistan ve Peşmerge güçleri bu anlaşmadan nasıl yararlanacak?
Emmanuel Mignot: Peşmerge ile uzun vadeli ve istikrarlı bir ilişkimiz var. Belirttiğim gibi bizler silah arkadaşıyız; 2014’ten bu yana IŞİD’e karşı omuz omuza savaştık ve bu çok güçlü bir bağ yarattı. Dolayısıyla mevcut tehditlerle mücadele edebilmek için yeni bir koordinasyon modeli geliştirmemiz gerekiyor.
Rûdaw: Fransa, özellikle son günlerde, haftalarda ve aylarda en fazla olayın yaşandığı Kerkük vilayeti başta olmak üzere, IŞİD’in sahadaki hareketliliğine ve uyuyan hücrelerine nasıl bakıyor? Genel olarak Suriye ve Irak’taki, özelde ise Irak, Kürdistan Bölgesi ve Kerkük’teki IŞİD tehdidini nasıl değerlendiriyorsunuz?
Emmanuel Mignot: Gelişmeleri ve durumun nasıl evrildiğini çok yakından takip ediyoruz. Ancak şunu belirtmeliyim ki Kürdistan Bölgesi Güvenlik Konseyi’nin ve Peşmerge’nin bu zorluğun üstesinden gelebilecek kapasitede olduğuna inancımız tamdır; yetkinliklerini fazlasıyla kanıtlamış durumdalar. Ayrıca bu tehditler konusunda Suriye’deki Kürt bölgeleriyle de temas halindeyiz.
Rûdaw: Belirttiğiniz gibi Fransa öteden beri Kürdistan Bölgesi’nin, Kürt halkının ve genel olarak Kürt liderlerin çok güçlü bir müttefiki olmuştur. Hatta Kürdistan’daki iç savaş döneminde bile Fransa, iki partinin bir araya gelmesi ve yeni bir sayfa açması için arabuluculuk yapmıştı. Seçimlerin üzerinden iki yıl geçmesine rağmen hâlâ hükümet kurulamadı ve Kürdistan Parlamentosu aktifleştirilemedi. İki parti arasında yeniden arabuluculuk yapmak ve hükümetin kurulmasını teşvik etmek adına bir planınız var mı?
Emmanuel Mignot: Elbette, her iki tarafı da gerçek bir ortaklık hükümeti kurmaya teşvik ediyoruz. İç ve dış sınamalarla mücadele edebilmek için güçlü bir siyasi sisteme sahip olmak Kürdistan’ın çıkarınadır; Kürt yetkililere verdiğimiz temel mesaj kesinlikle budur.
Rûdaw: Bu konuda özel bir talep veya toplantı gerçekleşti mi, Fransa’nın bu konudaki özel mesajı nedir?
Emmanuel Mignot: İlgili taraflar arasında sürmekte olan diyaloğun, ülkenin karşı karşıya olduğu zorlukları göğüsleyebilecek güçlü bir hükümetin kurulmasıyla sonuçlanmasının Kürdistan’ın menfaatine olduğuna inanıyoruz ve bu süreci sonuna kadar destekliyoruz.
Rûdaw: Göç konusu, sadece Ortadoğu veya Kürdistan Bölgesi ve Irak’ta değil, tüm dünyada en çok tartışılan başlıklardan biri olmayı sürdürüyor. Fransa da bölgemizden, Irak ve çevresinden çok sayıda göçmen kabul eden Avrupa ülkelerinden biri. Paris mahkemelerinde ve Kürdistan Bölgesi’nde insan kaçakçılarının yargılandığı ve hapis cezalarına çarptırıldığı davalar oldu; bildiğim kadarıyla devam eden davalar da var. Fransa ile Kürdistan Bölgesi’nin güvenlik ve yargı sistemleri arasındaki koordinasyon bu alanda nasıl işliyor? İnsan kaçakçılarının, yasadışı göç yollarıyla insanların hayatını tehlikeye atmasını engellemek için nasıl bir ortak çalışma yürütüyorsunuz?
Emmanuel Mignot: Şüphesiz yasadışı göç, sadece Fransa’da değil Almanya, İngiltere, İtalya gibi diğer Avrupa ülkelerinde de yoğun tartışmalara ve tepkilere yol açan çok kritik bir konudur. Bu nedenle bu olguyla kararlılıkla mücadele etmeliyiz. Yasadışı göç konusunda çok sayıda trajedi yaşanıyor; 2021 yılında Fransa ile İngiltere arasındaki Manş Denizi’nde bir göçmen botunun batması sonucu yaşanan o yürek burkan facia, burada da çok büyük bir üzüntü ve yankı uyandırmıştı.
Rûdaw: 2021.
Emmanuel Mignot: Evet, kesinlikle. Bu nedenle bu tür faciaların önüne geçmek için elimizden gelen her şeyi yapmalıyız. İşte tam da bu gerekçeyle Kürt yetkililerle çok güçlü bir polis ve yargı iş birliği geliştirdik ve bunun somut meyveler verdiğini söyleyebilirim.
Rûdaw: Yani iki taraf arasında doğrudan bir iletişim hattı var.
Emmanuel Mignot: Evet, doğrudan temas var. Eylül ayından bu yana Erbil Başkonsolosluğu bünyesinde doğrudan organize suçlar ve yasadışı göçle mücadeleye odaklanan yeni bir kadro/görev ihdas ettik. Bu, iş birliğimizi daha da geliştirebileceğimiz bir alandır.
Rûdaw: Bir Avrupa Birliği üyesi ve bu bölgenin müttefiki olan bir ülke olarak; Avrupa ülkelerinin nihai amacı daha az göçmen almak mıdır, yoksa onları güvende tutup başlarına bu tehlikelerin gelmesini engellemek midir? AB'nin temel hedefi nedir ve göçmenlerin güvenliğini temin etmek adına bahsettiğimiz yerel güvenlik güçleriyle nasıl bir koordinasyon sağlıyorsunuz? Zira hâlâ kayıp olan insanlarımız var; yola çıkıp hiçbir yere ulaşamayan, kendilerinden haber alınamayan ve aileleri çaresizce yanıt bekleyen kişiler var. İnsanların göç etmeye çalıştığı ya da geçiş güzergâhı olarak kullandığı bir Avrupa ülkesi olarak bunu nasıl açıklıyorsunuz?
Emmanuel Mignot: Burada üç temel nokta var. Birincisi, yasal göç ile yasadışı göçü birbirinden ayırmamız gerekiyor. Yasal göçte hiçbir sorun yok; Başkonsolosluğumuza her yıl 20 bin vize başvurusu yapılıyor.
Rûdaw: Her yıl mı?
Emmanuel Mignot: Her yıl.
Rûdaw: 20 bin.
Emmanuel Mignot: Dolayısıyla bu devasa bir operasyondur ve yaklaşık yarısından fazlasının vize aldığını söyleyebilirim. Bu da yasal göçün işlediğini gösterir. İnsanlar her zaman yerleşmek için gitmiyor; turizm, ticaret, iş veya akraba ziyareti için gidiyorlar, bunda hiçbir problem yok. Sorun yasadışı göçtedir. İkinci noktam şu: Bu durum Avrupa’da çok zor bir tablo yaratıyor ve biz bu yasadışı akımla mücadele etmek zorunda kalıyoruz. Aynı zamanda buradaki Kürt aileler arasında da facialara yol açıyor; çünkü insanlar kayboluyor, gerek Avrupa’daki gerekse buradaki organize suç örgütlerinin ağına düşüyorlar. Bu mutlaka çözmemiz gereken bir sorundur. Organize suçların boyutları giderek büyüyor; göçmenler rehin alınıyor, serbest bırakılmaları için fidye isteniyor, köleleştiriliyor ve insanlık dışı şartlarda tutuluyorlar ki bu bir insanlık dramıdır. Üçüncü noktam ise iş birliği yapmak zorunda olduğumuzdur; iki ülkenin polisi ve mahkemeleri halihazırda koordinasyon halindedir, ancak bunu daha kurumsal ve geniş kapsamlı hale getirebiliriz.
Rûdaw: Atılması gereken adımlardan biri de kamuoyunu bilinçlendirmek. İnsanlar her gün haberlerde gördükleri ölümcül olaylara rağmen yasadışı yolların hâlâ güvenli olduğunu düşünüp gitmeyi hayal edebiliyor. Dolayısıyla farkındalık yaratmak da sürecin önemli bir parçası. Buradaki adli makamlarla ve özellikle Kürdistan Bölgesi Adalet Bakanlığı ile yaptığınız anlaşmalar ne aşamada? Ayrıntıları nelerdir ve bu anlaşma doğrultusunda insan kaçakçılığı davalarını bundan sonra nasıl ele almayı planlıyorsunuz?
Emmanuel Mignot: Koordinasyon sürecini başlattık. Çok fazla detaya giremem ancak şunu söyleyebilirim ki bu ortak çıkar alanımızdır. Kürt yetkililer adına konuşmak istemem fakat hem Fransa’nın hem de Kürdistan’ın 'suçun cezasız kalmayacağını' net biçimde ortaya koyması elzemdir. Bir ülkede suç işleyip diğer ülkede yargılanmaktan kurtulmak diye bir şey olamaz.
Rûdaw: Çok iyi. Değinmek istediğimiz diğer konulara geçelim. İlk olarak vize başvuruları; Erbil Başkonsolosluğunuzda yılda 20 bin gibi çok büyük bir başvuru sayısından söz ettiniz, öyle değil mi?
Emmanuel Mignot: Evet.
Rûdaw: Yaklaşık ne kadarının onaylandığını belirttiniz?
Emmanuel Mignot: Yarısından biraz fazlası.
Rûdaw: İnsanlar vize prosedürlerini sürekli merak ediyor. Süreçte herhangi bir değişiklik oldu mu? Kolaylaştırıldı mı yoksa zorlaştırıldı mı? Şu an durum nedir?
Emmanuel Mignot: Aslında ben bu konuda katı biri değilim. Demek istediğim, vize almak için güçlü ve geçerli gerekçeleri olan, dosyası sağlam kişilerin vize alması gerekir; bunun için de belirli kriterler mevcuttur. Prosedürler yeterince açıktır; önemli olan vize görüşmesi için gerçekten randevuya ihtiyacınız varsa o randevuyu alabilmenizdir.
Rûdaw: Çok güzel. Ekonomik projelere de önem verdiğinizi söylediniz. Fransız şirketlerini Kürdistan Bölgesi’nin yatırım için uygun bir yer olduğuna nasıl ikna ediyorsunuz? Kürdistan’a daha fazla Fransız yatırımı çekmek için ne tür projeleriniz var?
Emmanuel Mignot: Evet kesinlikle, bu benim temel görevlerimden biridir ve Fransız iş dünyasının dikkatini buraya çekmeyi çok istiyorum. Fransa’daki yatırımcıların zihninde ne yazık ki hâlâ eski bir Irak algısı yer etmiş durumda. Bu yüzden gelip burayı kendi gözleriyle görmeleri gerekiyor; zihinlerindeki algıyı olumlu yönde değiştirmek için atmaları gereken ilk adım budur. Erbil’e ayak bastığınız anda harika bir izlenim ediniyorsunuz ve bu tek başına ileriye doğru atılmış dev bir adımdır. Pratik anlamda da halihazırda çok başarılı ortaklıklarımız var; örneğin yatırım yapan Danone gibi bir şirketimiz var ve Kürdistan’da üretilen Danone yoğurtlarını burada görebiliyorsunuz. Başka şirketler de var; su kaynaklarını ve kalitesini ölçmek amacıyla tüm Kürdistan genelinde su araştırmaları yürüten bir Fransız firması bulunuyor ki bu çok kritik bir ortaklıktır. Ayrıca Kürdistan’da tüketilen elektriğin bir kısmı, benim de doğup büyüdüğüm Doğu Fransa’da üretilen Fransız teknolojisi türbinlerle sağlanıyor.
Rûdaw: Genel olarak Fransız şirketleri Kürdistan Bölgesi’nde yatırım yapmaya istekli mi? Buranın çalışmak ve yatırım yapmak için uygun bir yer olduğuna inanıyorlar mı?
Emmanuel Mignot: Bence burayı yakından tanıyanlar kesinlikle böyle düşünüyor; ancak durumu henüz bilmeyen çok sayıda şirket var.
Rûdaw: Tecrübesi olanlar biliyor; çünkü uzun yıllardır burada faaliyet gösteren Fransız firmaları var.
Emmanuel Mignot: Evet, bu yüzden daha fazla şirketi buraya getirmeliyiz ve benim çalışma odaklarımdan biri de bu olacak. Önümüzdeki hafta sağlık sistemi ve ilaç sektöründen bir heyetimiz buraya gelecek; ayrıca burada geniş kapsamlı bir iş forumu düzenlemeyi planlıyorum.
Rûdaw: Ne zaman düzenlenecek?
Emmanuel Mignot: Henüz kesin bir tarih belirlemedik, umarım gelecek yıl gerçekleşir. Ancak büyük bir başarı elde etmesi için çok titiz bir hazırlık yapmamız gerekiyor.
Rûdaw: Yani iş birliği amacıyla Fransız şirketlerini ve yerel iş insanlarını bir araya getireceksiniz.
Emmanuel Mignot: Kesinlikle, evet.
Rûdaw: Bu çok sevindirici. Kürdistan Bölgesi’ne daha fazla yabancı sermaye, özellikle de Fransız yatırımı çekebilmek için içeride ne tür reformların yapılması gerektiğini düşünüyorsunuz?
Emmanuel Mignot: Kürdistan’daki mevcut ekonomik canlılığın dış dünyada daha iyi tanıtılması üzerinde çalışılabileceğini düşünüyorum. İki yıl önce Fransa’da bir forum yapılmıştı; buradaki iş ortamının nasıl olduğunu ve mevcut fırsatları net bir şekilde anlatmak için bu tür girişimleri tazelemek gerekiyor. Zira ben burada çok ciddi yatırım fırsatları görüyorum.
Rûdaw: Fransa’da yaşayan geniş bir Rojava diasporası olduğu için, Rojava’dan çok sayıda Kürt Fransa Konsolosluğu’na gelerek aile birleşimi başvurusunda bulunuyordu. Suriye pasaportuna sahip olan ve Erbil’deki konsolosluğunuz üzerinden aile birleşimi vizesi almak isteyen Kürt vatandaşlara bu tür hizmetleri vermeye devam ediyor musunuz?
Emmanuel Mignot: Evet, geçmişte bu işlemleri yapıyorduk. Şu anda Şam’da bir hükümet var; Başkan Şara, Cumhurbaşkanı Macron tarafından kabul edildi ve biz Başkan Şara ile çalışıyoruz. Elbette Suriye’nin kuzeydoğusundaki halkla olan temaslarımızı sürdürüyoruz; ancak şu anda Suriye’nin kuzeydoğusundaki Kürtlere yönelik konsolosluk işlemleri Fransa’nın Beyrut Konsolosluğu üzerinden yürütülüyor. İleride bu işlemler Şam’a dönecek ve oradan Kürt vatandaşlara çok daha kolay yardımcı olunabilecek.
Rûdaw: Fransa sadece Kürdistan Bölgesi için değil, Rojava ve Suriye’deki Kürt halkı için de çok güçlü bir müttefikti. Suriye hükümetinde ve yönetim politikasında yaşanan değişimlerin ardından, Kürt halkının oradaki siyasi, tarihi, eğitimsel ve diğer haklarının korunmasını desteklemeye devam ediyor musunuz?
Emmanuel Mignot: Kesinlikle, bu konunun takipçisi olmak istiyoruz. Yeni bir Suriye hükümetinin kurulması sürecinde yapıcı bir koordinasyon içinde olmaya gayret ettik. Gördüğümüz kadarıyla Başkan Şara bu konuya oldukça ciddiyetle yaklaşıyor. Kültürel meseleler üzerine bir diyalog mevcut; ayrıca General Mazlum’un şu anda Şam’da resmi bir statüsü var ve bu haklar konusunda doğrudan Başkan Şara ile müzakere edebiliyor, bu çok olumlu bir sonuçtur. Şu an Suriye’nin kuzeydoğusu huzurlu ve istikrarlı; bu durum tüm bölge ülkelerinin çıkarınadır ve son derece umut verici bir gelişmedir.
Rûdaw: Sayın Emmanuel Mignot, bugün bize katıldığınız ve bu röportajı verdiğiniz için çok teşekkür ederiz. Vakit ayırdığınız için müteşekkiriz.
Emmanuel Mignot: Ben çok teşekkür ederim. Buraya geldiğiniz için teşekkürler ve üniversiteden mezuniyetinizi de ayrıca tebrik ederim.
Rûdaw: Çok teşekkür ederim.


