Haber Merkezi - İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Sekreteri Muhsin Rızai, Tahran’ın zenginleştirilmiş nükleer materyalinin “tek bir zerresinden bile” vazgeçmeyeceğini söyledi. Rızai, Washington yönetimi Tahran’ın koşullarını yerine getirene kadar ABD ile müzakerelerin yapılmayacağını vurguladı.
Rızai bu açıklamaları, 28 Şubat’ta başlayan ABD-İsrail savaşından bu yana beşinci kez İran’ı ziyaret eden Pakistan Genelkurmay Başkanı Asım Münir ile yaptığı görüşmede dile getirdi.
Dün Tahran’a giden Münir, İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ve Meclis Başkanı Muhammed Bakır Galibaf ile de görüştü.
İran devlet televizyonuna göre Rızai, “Zenginleştirilmiş nükleer materyalin en küçük bir miktarı bile İran’dan çıkarılmayacak” dedi.
Söz konusu materyali ulusal bir varlık olarak nitelendiren Rızai, ABD’nin güveni yeniden tesis etmek için adım atması ve İran’ın koşullarını yerine getirmesi sağlanana kadar Washington ile müzakerelerin ilerleyemeyeceğini belirtti.
Rızai’nin açıklamaları, İran’ın yüksek düzeyde zenginleştirilmiş uranyumunun ülke dışına çıkarılmasına karşı çıkan Dini Lider Mücteba Hamaney’in tutumuyla örtüştü.
Tahran, nükleer programına yönelik ciddi kısıtlamalar getirilmesini isteyen ABD’nin taleplerine rağmen zenginleştirilmiş uranyum stoklarının ülke içinde kalacağını savunuyor.
Pakistan Genelkurmay Başkanı Münir, Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan ile de görüştü. Pezeşkiyan, ABD’nin giderek artırdığı yaptırımları ve deniz ablukasını eleştirerek bu adımların Washington’ın müzakerelerde ciddi olmadığını gösterdiğini söyledi.
Pezeşkiyan, “Bugün İran halkı ABD’ye güvenmiyor ve müzakere etmemiz halinde ABD’nin bize yeniden saldıracağına inanıyor” dedi.
Müzakerelerde öne çıkan isimlerden İran Meclis Başkanı Galibaf da Münir’e, yeni görüşmelerin yapılabilmesi için ABD’nin İran’ın koşullarını yerine getirmesi gerektiğini söyledi.
Galibaf, “Söyleyecek yeni bir şeyimiz yok. ABD, yedi koşulumuzu yerine getirmeden İran’ın güvenini kazanamaz” ifadelerini kullandı.
Trump “işi bitireceğini” söylemişti
İran, 45 gün süren çatışmaların ardından Pakistan’ın arabuluculuğuyla nisan ayında İslamabad’da bir mutabakat zaptı imzalamıştı. Ancak Hürmüz Boğazı’nın yönetimi ve İran’ın nükleer programı konusundaki anlaşmazlıklar nedeniyle mutabakat kısa ömürlü oldu. Son haftalarda gerilim yeniden yükseldi.
ABD Başkanı Donald Trump, kasım ayının başındaki ara seçimlerden önce veya sonra çatışmaların yeniden başlayabileceği yönündeki tehditlerini sürdürdü. Trump, İran’ın ABD’nin taleplerini kabul etmemesi halinde “işi bitireceğini” söylemişti.
Galibaf, İran’ın ABD’ye karşı “köklü bir güvensizlik” duyduğunu belirterek, “Trump yönetiminin İslamabad mutabakatını ihlal etmesi ve başkanın tekrarlanan tehditleri bu güvensizliği daha da derinleştirdi” dedi.
İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi ise dün, Pakistan ve Katar aracılığıyla dolaylı müzakerelerin sürdüğünü söyledi. Tahran, Washington’ın İran’ın petrol ihracatına yönelik kısıtlamaları kaldırmak ve İran limanlarına uygulanan ablukayı sona erdirmek de dahil olmak üzere koşullarını kabul edip uygulaması halinde Hürmüz Boğazı’nı yedi gün içinde yeniden açmayı teklif etti.
Ne olmuştu?
Eylül ayının sonlarında bir İran heyeti, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun 81’inci oturumuna katılmak üzere New York’a gitmişti. Genel Kurul marjında İran Dışişleri Bakanı Arakçi, ABD Özel Temsilcisi Steve Witkoff ile görüşmüş ve ilk aşama niteliğinde bir teklif sunmuştu. Teklifte, görüşmeler ilerlerken tartışmalı Hürmüz Boğazı’nın yedi gün içinde yeniden açılması karşılığında ABD’nin İran’ın güney limanlarına uyguladığı ablukayı kaldırması ve dondurulmuş İran fonlarını serbest bırakması öngörülüyordu.
Katar Dışişleri Bakanlığı Medya ve İletişim Dairesi Direktörü İbrahim bin Sultan el-Haşimi, dün gazetecilere yaptığı açıklamada, müzakereciler ve arabulucular arasındaki ziyaretlerin ve mesaj alışverişinin sürdüğünü söyledi.
El-Haşimi, “Arabulucular olarak bizim hedefimiz, krize kalıcı ve acil bir çözüm bulunmasıdır. Bunun tek çözüm olduğuna inanıyoruz ve bu çözüme müzakere masasında ulaşılmalıdır” dedi.



