Erbil (Rûdaw)- ABD Barış Enstitüsü (USIP) Kıdemli Araştırmacısı Sarhang Hamasaeed, ABD Kongre ara seçimlerinin sonuçlarının Kürdistan Bölgesi ve Rojava’ya sağlanan askeri ve insani yardımların geleceğini doğrudan etkileyeceğini söyledi.
ABD Barış Enstitüsü (USIP) Kıdemli Araştırmacısı ve kurumun eski Ortadoğu Direktörü Sarhang Hamasaeed, Rûdaw Washington Temsilcisi Diyar Kurda’nın sunduğu "Kongre Yolu" programına katılarak yaklaşan ABD ara seçimlerini ve seçim sonuçlarının Ortadoğu ile Kürtlere yansımalarını değerlendirdi.
Hamasaeed, küresel ölçekte demokratik süreçlerin gerileme yaşadığı bir dönemde gerçekleşen bu seçimlerin hem ABD iç dengeleri hem de uluslararası siyaset açısından "tarihi bir dönüm noktası" niteliği taşıdığını vurguladı.
"Yardımların anahtarı Kongre'nin elinde"
ABD Anayasası uyarınca savaş ilanı, dış politika ve yardım fonlarının tahsisinde Kongre’nin asli karar verici mekanizma olduğuna işaret eden Hamasaeed, Kürdistan Bölgesi ve Rojava’ya yönelik yıllık desteklerin devamlılığının da bu dengelere bağlı olduğunu ifade etti:
"Kongre, dış yardım bütçelerini onaylama yetkisine sahip. Elbette ABD Başkanı bu kararları veto edebilir; ancak başkanlık vetosunun aşılması için Kongre’nin her iki kanadında da (Temsilciler Meclisi ve Senato) üçte ikilik çoğunluğun sağlanması gerekir. Dış yardım bütçesi genel federal bütçenin çok cüzi bir kısmını teşkil etmesine rağmen, Amerikan kamuoyunda sürekli 'yurt dışına çok para gidiyor' algısıyla en çok tartışılan ve eleştirilen kalem haline getiriliyor."
Sandıktan çıkabilecek üç senaryo
Seçimlerin ardından oluşabilecek parlamento aritmetiğine dair üç temel senaryoyu masaya yatıran araştırmacı, olası dengeleri şu şekilde özetledi:
Mevcut durumun korunması: Cumhuriyetçilerin hem Beyaz Saray’ı hem de Kongre’nin her iki kanadını elinde tutmaya devam etmesi.
Bölünmüş yönetim: Demokratların Temsilciler Meclisi’nde çoğunluğu ele geçirmesi.
Tam muhalefet dalgası: Demokratların hem Temsilciler Meclisi’ni hem de Senato’yu kazanması.
Demokratların Temsilciler Meclisi’ni kazanması halinde dahi Başkan Donald Trump’ı tüm politikalarda tamamen durduramayacaklarını kaydeden Hamasaeed, "Buna karşın Demokratlar, az farkla da olsa elde edecekleri bir çoğunlukla yürütmeyi birçok başlıkta uzlaşmaya ve müzakereye zorlayabilir, başkanı yavaşlatacak denetim mekanizmalarını devreye sokabilir" dedi.
"Nashville örneği: Kürt seçmen sonucu değiştirebilir"
ABD’de yaşayan Kürt diasporasının seçimlerdeki rolüne de dikkat çeken Hamasaeed, yoğun Kürt nüfusunun bulunduğu bölgelerde seçmen tercihlerinin yarışın kaderini belirleyebileceğini söyledi:
"Kürtler, varlık gösterdikleri kritik bölgelerde Temsilciler Meclisi’ne bir Demokrat veya Cumhuriyetçi adayın gitmesinde doğrudan rol oynayabilecek bir oy potansiyeline sahip. Özellikle Tennessee eyaletinin Nashville kentindeki Kürt toplumu bunun en somut örneğidir."
"Yumuşak güç geriledi, yerel çözümler şart"
Washington yönetiminin mevcut dış politikasında diplomasi ve "yumuşak güç" unsurlarını büyük ölçüde geri plana ittiğini söyleyen Hamasaeed, bunun ABD'nin resmi stratejileri ile sahadaki eylemleri arasında bir tutarsızlığa yol açtığını kaydetti.
Ulusal Güvenlik Stratejisi’nde sıklıkla atıfta bulunulan "Güç yoluyla barış" ilkesinin doğrudan ve tek taraflı askeri güç kullanımına dönüştüğünü belirten deneyimli araştırmacı, bölge aktörlerine yönelik şu uyarıyla sözlerini tamamladı:
"Kürdistan Bölgesi dahil olmak üzere Ortadoğu halkları, artık dış aktörlerden bağımsız olarak kendi geleceklerine sahip çıkmak ve bir arada yaşam zeminini inşa etmek için bizzat inisiyatif alıp yerel barış yolları geliştirmek zorunda olduklarını her zamankinden daha net kavramış durumdalar."



