Haber Merkezi - ABD Başkanı Donald Trump’ın "barış çok yakın" açıklamalarından sadece birkaç gün sonra tarafların yeniden birbirini hedef alması, savaşı yeni ve ölümcül bir evreye taşıdı. New York Times’ta (NYT) yayımlanan analize göre, ne Washington’un ne de Tahran’ın geri adım atmaya niyeti var.
ABD ile İran arasında 8 Nisan’da sağlanan kırılgan ateşkes, bu hafta yaşanan karşılıklı ağır bombardımanlarla birlikte çökme noktasına geldi.
Uzmanlar, diplomatik çözüm umutlarının yerini "bombardımanla müzakere" stratejisinin aldığını belirtiyor.
Ateşkes hala yürürlükte mi?
Nisan ayında ilan edilen ateşkesin temel amacı, Hürmüz Boğazı’nın yeniden trafiğe açılması için bir zemin oluşturmaktı.
Ancak İran Dışişleri Bakanlığı’nın son saldırılar sonrası "ateşkes anlamını yitirdi" açıklaması, süreci çıkmaza soktu.
Eski Alman ordusu mensubu Sascha Bruchmann, NYT’ye yaptığı değerlendirmede, "Her iki tarafın da geri adım atmaya hazır olduğunu görmüyorum. Çatışmaların daha da genişlemesi en güçlü ihtimal" dedi.
Trump’ın “Bombalı Müzakere” stratejisi
ABD’nin son iki gündür İran’ı yoğun şekilde bombalaması, pazartesi günü Hürmüz Boğazı yakınlarında bir Apache helikopterinin düşürülmesine misilleme olarak sunuldu.
Ancak NYT’ye göre Trump’ın asıl amacı, dünya petrol ve gaz ticaretinin yüzde 20’sinin geçtiği Hürmüz Boğazı’nı İran’a "zorla" açtırmak.
ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth’in, "Eğer gerekirse bombalarla müzakere ederiz" şeklindeki çıkışı da Washington’un askeri baskı üzerinden diplomatik sonuç alma niyetini teyit eder nitelikte.
İran teslim mi olacak, saldırıları mı artıracak?
İran uzmanı Riccardo Alcaro, baskı politikasının Tahran üzerinde ters tepebileceği uyarısında bulunuyor.
Alcaro, "İranlılar bu askeri gücün kendilerini şartlara boyun eğdirmek için kullanıldığını hissederlerse, teslim olmak yerine bölgedeki ABD üslerine yönelik saldırılarını daha da şiddetlendireceklerdir" değerlendirmesini yaptı.
Analizde ayrıca, ABD saldırılarının sürmesi halinde İran’ın; Kuveyt, Bahreyn ve Ürdün gibi ABD güçlerine ev sahipliği yapan komşu ülkelerin enerji altyapısını ve Hürmüz’deki ticari gemileri daha yoğun şekilde hedef alabileceği hatırlatılıyor.
Geçmişteki Husi örneği ve riskler
Siyasi gözlemciler, Trump yönetiminin geçen yıl Yemen’deki Husilere karşı yürüttüğü hava operasyonunu hatırlatıyor.
O dönemde ABD, Kızıldeniz’de kontrolü sağlamak için bir ay boyunca yoğun bombardıman yapmış ve en az bir milyar dolarlık mühimmat harcamıştı.
Ancak bu operasyon kesin bir zaferle sonuçlanmadan aniden durdurulmuştu.
İran’ın kapasitesinin Husilerden çok daha yüksek olduğu göz önüne alındığında, mevcut tırmanışın bölgeyi geri dönülemez bir kaosa sürüklemesinden endişe ediliyor.


.jpg&w=3840&q=75)
.jpg&w=3840&q=75)