Haber Merkezi – Davutoğlu, “CHP'lilere söylüyorum: Sizler taraf olmamızı istiyorsunuz. 'Bizi seç, bizim yanımızda durun' diyorsunuz. Size karşı yapılan hukuk operasyonuna ve mutlak butlana kesinlikle 'yanlış' diyorum ve bunun siyasete bir operasyon olduğunu söylüyorum. Ama sonra da dönüp diyorum ki: Evet, CHP'li belediyeler dahil belediyelerin tamamı neredeyse yolsuzluğa bulanmıştır ve bundan temizlenmedikçe ana muhalefet partisi temiz siyaset iddiasında bulunamaz” açıklamasında bulundu.
Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, Yeni Yol grup toplantısında konuştu.
Küresel güçlerin dünyayı şekillendirmeye çalıştığını, Türkiye'deki iktidarın ise muhalefeti dizayn etme peşinde olduğunu savunan Davutoğlu, "Küresel güçler bölgeye yeni bir dizayn getirme çabası içinde. Gecelerini, gündüzlerini bunun için harcıyorlar. Bizim iktidar sahipleri muhalefeti nasıl parçalarım, muhalefetten nasıl milletvekili çalarım, bize alternatif olacak partileri nasıl küçültürüm, aralarına nasıl fitne ve nifak sokarım peşinde" eleştirisinde bulundu.
"Ana muhalefet partisi fiilen ikiye parçalandı"
Muhalefet cephesinde "ortak akıl" üretilmeye çalışılan her yerde engellerle karşılaşıldığını ve "tekil akılların" hakim kılınmak istendiğini ileri süren Davutoğlu, şöyle konuştu:
"Ana muhalefet partisine bakın, fiilen ikiye parçalandılar. Yeni bir parti daha doğacak. Ben şunu demem: 'Onlar da çöksün, onlar da çöksün, bize yol açılsın'. Türkiye çöküyor, Türk siyaseti çöküyor. 12 Eylül'den sonra Halkçı Parti, SHP ayrımından kurtulmak için 10 yıl uğraştı CHP. Şimdi yeniden bölüneceksiniz.
“CHP'li belediyeler dahil belediyelerin tamamı neredeyse yolsuzluğa bulanmıştır”
Bölünme sebebi ne? Şimdi mutlak butlan kararının partiye geri dönen Genel Başkan Sayın Kılıçdaroğlu'na da, 'Gerçek CHP'li biziz' diyen Sayın Özgür Özel Bey ekibine de, CHP'lilere söylüyorum: Sizler taraf olmamızı istiyorsunuz. 'Bizi seç, bizim yanımızda durun' diyorsunuz. Size karşı yapılan hukuk operasyonuna ve mutlak butlana kesinlikle 'yanlış' diyorum ve bunun siyasete bir operasyon olduğunu söylüyorum. Ama sonra da dönüp diyorum ki: Evet, CHP'li belediyeler dahil belediyelerin tamamı neredeyse yolsuzluğa bulanmıştır ve bundan temizlenmedikçe ana muhalefet partisi temiz siyaset iddiasında bulunamaz.
"Yolsuzluk yapanlar dahi bugün 'temiz siyaset' diyor"
Milletime sesleniyorum: Tercihinizi 'Tencere dibin kara, seninki benden kara' diyenler lehine yaptığınız sürece, 'Bizim adamlarsa bir müddet daha iktidarda kalsınlar, yolsuzluklarına göz yumalım' dediğiniz sürece ya da 'Bizim adamlar iktidara gelsin de bırakın yolsuzluk yapmış paralarla gelsinler' dediğiniz sürece bu ülke iflah olmaz. Diğer muhalefet partilerine sesleniyorum: O veya bu tarafı seçmek adına, seçimlere doğru 'Acaba hangi ittifakı nasıl kurarız?' telaşı içinde karar aldığınız sürece Türkiye'ye bir alternatif üretemeyiz. Net olacak tavrımız. Kimin güce sahip olduğuna bakmaksızın net olacak. Tek güzel tarafı bunun, yolsuzluk yapanlar dahi bugün 'temiz siyaset' demeye başlıyor.
Hükümete üç maddelik toplumsal barış teklifi
Hicri yılbaşının yepyeni bir başlangıç için bir fırsat olduğunu belirten Davutoğlu, bu vesileyle hükümete üç ana konuda toplumsal barış hamlesi yapma teklifinde bulundu.
İlk barış teklifini barış süreci başlığı altında açıklayan Davutoğlu, sürecin büyük iddialarla başladığını ancak şu anda seçim taktiğine dayalı bir nitelik kazandığını dile getirdi.
Davutoğlu, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Arkadaşlar, bunu bitmeyen 'Arkası Yarın' hikayesine döndürdüler. 'Yasa çıktı da çıkacaktı, komisyon çıktı yazdı da yazacaktı...' Sayın Bahçeli'nin başlatmış olması dolayısıyla ısrarla sürdürme iddiasında neredeyse iktidar bir mahcubiyet içinde. Gelin, Türkiye'de Kürt vatandaşlarımız da dahil hiçbir vatandaşın ayrımcılığa tabi olmayacağı gerçek bir demokratik düzeni kuralım.
Gelin, bu yasal düzenlemeleri NATO zirvesinden önce mutlaka gerçekleştirin.
Talepler çok açık. İç içe yaşayan Sünnilerin, Alevilerin arasına fitne sokup Kahramanmaraş, Çorum, Sivas olaylarına karşı onları barıştırmak o kadar kolay ki... 2016'da Başbakanlık'tan ayrılmadan kısa bir süre önce şu mesafeye gelmişti bu meseleyi çözmemiz: 'Cemevinin statüsü nerede, nasıl zikredilecek?' Allah'ım ya Rabb'im, yahu sen cemevinin statüsünü vermekten imtina ettiğinde, cemevlerini yasa dışı gibi gördüğünde Alevi gençler camiye gelecek değiller. Bırakın Aleviler cemevlerinde 'Hak, Muhammed, Ali yolu' desinler, 'On İki İmam'ın dergahının öncüsü' desinler. Ne zararı var bunda? Toprak hiç istemiyorlar, statü istemiyorlar, saygı istiyorlar. Mağdur edilen bütün KHK'lıların mağduriyetleri giderilmeden Türkiye'de toplumsal barış iklimimiz sağlanamaz."


