Haber Merkezi – DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan ile Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan, Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında imzalanan Mekke İttifakı anlaşmasına karşı açıklamalar yaptı.
DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, anlaşmanın hangi tehditlere karşı ve nasıl uygulanacağının açıklanmasını istedi.
Babacan, “Biz soruların cevabını almadan bu anlaşmayı destekleyemeyiz. Mesele Mehmetçiğimizin bir başka ülkede şöyle ya da böyle görev alması ise o ayrıca Meclis’e gelir, ayrıca değerlendirilir ve bunun kararını yüce Meclis verir” dedi.
DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, Meclis’te Yeni Yol Grubu toplantısında gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu.
“Dün gece Meclis’e gelirken pat diye uluslararası basına önce metin düştü”
Mekke İttifakı’na ilişkin değerlendirmelerde bulunan Babacan, şunları söyledi:
“Biz İslam ülkeleri arasında her türlü iş birliğinin gelişmesini isteriz, destekleriz. Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında imzalanan bu Mekke Ortak Savunma Anlaşması’nı da bu bakımdan önemli görürüz. Biliyorsunuz gizlediler, gizlediler. Dün gece Meclis’e gelirken pat diye uluslararası basına önce metin düştü. Bakın Meclis’e geliyor. Meclis’te görmüyoruz. Uluslararası basında görüyoruz. Ve hala görmüş değiliz bakın. Meclis’e geliyor, metin hala yok. Ben geçen hafta da sordum, ya siz neyi gizlemeye çalışıyorsunuz? Neden korkuyorsunuz? Uluslararası basında çıkan metin üzerinden ancak biz yorum yapabiliyoruz. Meclis’e geliyor ama hala gizli. Kapağı ne zaman açılacak göreceğiz.”
“Gizli giden şeyden korkacaksınız”
Ordunun başka bir ülkede görevlendirilmesi konusunda ayrıca Meclis kararı gerektiğini vurgulayan Babacan, şöyle devam etti:
“Ya anlaşmayı getirmiştik, anlaşmanın satır aralarında zaten bir şeyler vardı; öyle bir şey yok. Anlaşma yapılır, bir çerçeve oluşturur ama mesele Mehmetçiğimizin bir başka ülkede şöyle ya da böyle görev alması ise o ayrıca Meclis’e gelir, ayrıca değerlendirilir ve bunun kararını yüce Meclis verir.
Anlaşmanın yürürlüğe girişinden itibaren 10 yıl boyunca çekilememe şartı da koymuşlar. Bu da yeni bir şey. Gerçekten bu işi bilen arkadaşlarımıza, yani ömrünü diplomasiye harcamış arkadaşlarımıza dün gece dedim ki uluslararası basına düşünce, şu anlaşmanın metnine bir bakın. Diyorlar ki o kadar tuhaflıklar var ki. Nerede o Osmanlı’nın hariciye geleneği? Nerede o Türkiye’nin itibarının yükselmesini sağlayan, teknik, bu işi bilen kadrolar? Terim hataları var. Birbiriyle çelişkili ifadeler var. Çünkü gizli gidiyor ya bakın. Gizli giden şeyden korkacaksınız. Açıksa şeffaf denetim olur. Açıksa pek çok gözün önünden geçer, istişareli gider.”
“Türkiye arabulucu vasfını asla kaybetmemeli”
Türkiye’nin bölgedeki adımlarının nihai hedefinin barış olması gerektiğini belirten Babacan, şunları kaydetti:
“Türkiye ilkeli ve güvenilir bir arabulucu vasfını asla kaybetmemeli. Türkiye, İslam ülkeleri arasında olur da bir ayrışma olursa o ayrışmanın bir tarafında taraf olmamalı. Mesele Mekke ve Medine’nin güvenliği ise özellikle İsrail’in yayılmacılığına karşı Filistin halkının korunmasına dönük bir çabaysa amenna. Ama bakıyoruz ki bu işte en çok sevinen başta Amerika Birleşik Devletleri, başta Trump, çok iyi oldu diyor.
Bu iş birliğinin, eğer böyle bir şey olacaksa, öyle üç ülkeyle sınırlı kalması da doğru değildir. Başta Mısır olmak üzere, hatta şimdi savaş ortamındayız ama hemen arkasından İran olmak üzere bu anlaşmanın genişletilmesi gerekir. Eğer gerçek bir iş birliği diyorsanız ancak Mısır ve İran’ı da içine alan, başka ülkeleri de içine alan daha büyük bir güç birliğiyle olur. Biz bu soruların cevabını almadan değerli arkadaşlar, bu anlaşmayı destekleyemeyiz. Açıkça ifade edeyim. Önce bu sorularımızın cevabını alacağız.”
Saadet’ten de itiraz
Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan da anlaşmaya ilişkin, "Bir Müslüman ülkenin güvenliğini sağlamak adına başka bir Müslüman ülkenin güvenliği tehlikeye atılıyorsa, bunun adı 'dayanışma' değil, yeni bir 'ayrışmadır'. Biz böyle bir ayrışmanın parçası olmayız" dedi. "Fon krizi"ne yönelik de konuşan Arıkan, "Tüm bunlardan sonra muhalefeti ekonomiyi terörize etmekle suçluyorsunuz… Ekonomiyi terörize edenleri arayanlar, o meşhur listeye bakacaklar. Orada aradıklarını bulacaklardır. O listenin başına da 'Fon Terör Örgütü' yazmayı unutmayacaksınız" diye konuştu.
Mahmut Arıkan, Yeni Yol Partisi’nin grup toplantısında konuştu. Arıkan, 7 Ağustos'ta imzalanan 16 maddelik Mekke Ortak Savunma Anlaşması'nın Meclis Başkanlığı'na sunulmasına ilişkin şunları söyledi:
"İslam dünyasında yeni çatışma hatları ve cepheleri açacak, gerilimler, kırılmalar üretecek hiçbir adım atmamalıyız. Bir Müslüman ülkenin güvenliğini sağlamak adına başka bir Müslüman ülkenin güvenliği tehlikeye atılıyorsa, bunun adı 'dayanışma' değil, yeni bir 'ayrışmadır'. Biz böyle bir ayrışmanın parçası olmayız. Anlaşmanın kamuoyuna yansıyan 16 maddelik metnini inceledik. Görüyoruz ki; bu metin bir iş birliği anlaşması değil, bir yükümlülük anlaşmasıdır. Anlaşmanın ikinci maddesi, taraflardan birine yönelik silahlı saldırının bütün taraflara yapılmış sayılacağını söylüyor.
“Endişemizi artırdı”
Soruyorum: Altıncı madde kapsamındaki konuşlandırmalar için TBMM'den izin alınacak mıdır? Anlaşma yürürlüğe girmemişken 5 Ekim Riyad kararının hukuki dayanağı nedir? Bu karar kapsamında görevlendirme yapılmış mıdır? Üçüncü ve dördüncü maddelerdeki 'mutabık kalınan faaliyetler' ve 'ortak değerlendirmeler' hangi usulle kararlaştırılacaktır? Yılda iki kez toplanan bir komite, kriz anında karar mercii olabilir mi? Mevcut bölgesel gelişmelerle birlikte değerlendirdiğimizde, bu anlaşmanın coğrafyamızın geleceği adına umudumuzu değil, endişemizi artırdığını ifade etmek zorundayız."


