Edirne (Rûdaw) - Rûdaw, Edirne’de Süleymaniye kentinden yola çıkan Kürt bir ailenin Avrupa yolunda yaşadığı trajedinin izini sürdü.
Rûdaw ekibi, kaçakçıların 13 Ekim akşamı Süleymaniyeli aileyi yerleştirdiği Edirne’deki apart daireye ulaştı. Günlük kiralanan bu mekan, Kürt aile için sonun başlangıcı oldu.
Aile buradan Meriç Nehri’ne götürüldü.
Avrupa hayaliyle yola çıkan ailenin üç çocuğu için bu nehir mezarlık haline geldi.
Üç çocuktan Mêla ve Heryad’ın cansız bedenlerine ulaşılırken, 12 yaşındaki ağabeyleri Hestyar ise halen bulunamadı. Nehirde ve kıyı hattında arama çalışmaları sürüyor.
5 kişilik Kürt aile, 12 Ekim sabahı Süleymaniye Uluslararası Havalimanı’ndan kalkan uçakla İstanbul Sabiha Gökçen Havalimanı’na indi. İstanbul’a vardıklarında Aksaray’da bir otele yerleştiler.
Almanya’ya geçeceklerdi
Amaçları önce Yunanistan’a, ardından Almanya’ya geçmekti. Bu yolculuk için sosyal medya üzerinden iletişime geçtikleri Rêkan adlı kaçakçıya Almanya’ya vardıklarında teslim edilmek üzere 55 bin doları emanete bıraktılar.
13 Ekim günü aile otobüsle İstanbul’dan Kırklareli’nin Lüleburgaz ilçesine, oradan da taksiyle Türkiye-Yunanistan sınırındaki Edirne’ye geçti. Kaçakçılar onları Şükrüpaşa Mahallesi’ndeki günlük kiralık bir daireye yerleştirdi.
14 Ekim akşamı ise kaçakçılar aileyi gri bir otomobille Meriç Nehri kıyısına götürdü. Yeni bir hayat umuduyla çıkılan yolculuk burada faciaya dönüştü.
Çocukların babası Herêm Muhammed Rahim, yola çıkış kararlarını Rûdaw’a şu sözlerle anlattı:
"Kürdistan’da durumum iyiydi, orta halli bir yaşamım vardı.
Üç çocuğum vardı ve Yüce Allah’ın emanetini geri aldığı bu üç ciğerime daha güvenli bir gelecek sunmak hakkımdır diye düşündüm.
Bizim yaşadığımız zorlukları onlar yaşamasın istedim, bu yüzden bu yolu göze aldım."
"Bot alabora oldu"
Rehberlik eden iki kaçakçı; 5 kişilik aileyi ve Doğu Kürdistanlı (Rojhılat) bir göçmeni tarlaların arasından geçirerek Meriç Nehri kenarına getirdi.
Burası, Türkiye tarafında jandarma karakolunun bulunduğu NATO Köprüsü yakınlarındaydı.
Baba Herêm Muhammed o anları şöyle dile getirdi:
"Büyük bir felaketti. Bizi araçla sınır bölgesine getirdiler. Araçtan indirip biraz yürüttüler. Televizyonunuzun da gösterdiği o botu bize verdiler. Şişirip suya indirdik. Biz 5 kişilik bir aileydik, yanımızda Rojhilatlı bir göçmen ve iki rehber vardı. Bota bindiğimiz anda bot eğildi; o ilk anda çocuklarım suya düşmedi, onları kıyıya çıkardım."
37 yaşındaki anne Hozan Rıza Rüstem, botu gördüğünde büyük korku yaşadı; çünkü o küçük bot sadece 4 kişilikti ancak üzerine 8 kişi ve çok sayıda çanta yüklenmişti.
İlk botun su alması üzerine anne ve baba gitmek istemediklerini, nehrin çok tehlikeli olduğunu belirtti. Ancak Serbaz adlı kaçakçı, gitmezlerse Türk polisinin onları yakalayacağını söyleyerek aileyi tehdit etti. Aile bu baskı altında ikinci kez bota binmek zorunda kaldı.
Baba Herêm Muhammed şöyle devam etti:
"Serbaz isimli kişinin tehditleri nedeniyle mecburen tekrar bindik. 5 yaşındaki kızımın korkusunu görünce Allah’a işimizi kolaylaştırması için dua ettim. Suya açıldıktan sadece iki metre sonra bot bir ağaç kütüğüne çarptı ve alabora oldu. Yalnızca eşimi kurtarabildim. Yüzme bilen iki rehber ise kendilerini kurtarıp kaçtı."
Heryad hastanede yaşamını yitirdi
14 Ekim akşamı Edirne’de rüzgarlı ve yağışlı bir hava vardı. Botun devrilmesiyle nehir akıntısı çocukları sürükledi.
Anne Hozan Rıza Rüstem, dehşet anlarını şu sözlerle aktardı:
"Botun üzerindeyken Mêla kucağımdaydı, Hestyar önümde, Heryad da onun yanındaydı. Devrilince suyun dibine battım. Eşim elimden tuttu. Çocuklar nerede dedim, çocukların suda olduğunu söyledi."
Kıyıya güçlükle ulaşan anne ve baba jandarma karakoluna sığınarak yardım istedi.
12 yaşındaki Hestyar ve 5 yaşındaki Mêla akıntıda kayboldu. 10 yaşındaki Heryad ise aynı akşam AFAD ekipleri tarafından sudan çıkarılarak Edirne Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’ne kaldırıldı. Ancak yapılan tüm müdahalelere ve kalp masajına rağmen kurtarılamadı.
Aramaların dördüncü gününde, 17 Ekim’de, nehirdeki küçük bir adacığın yakınlarında 5 yaşındaki Mêla’nın cansız bedenine ulaşıldı.
İki kardeşin cenazesi Edirne’deki hastane morgunda tutulurken, 12 yaşındaki Hestyar’ı arama çalışmaları Meriç Nehri boyunca 5 kilometrelik alanda karadan ve havadan devam ediyor.
Gözü yaşlı anne Hozan Rıza Rüstem yetkililere seslendi:
"Herkesten oğlumu bulmalarını istiyorum. Oğlumu görmeden hiçbir yere gitmeyeceğim. Bizim için dua edin."
Ucuz botlar ve nehrin derin suları
Rûdaw ekibi, kaçakçıların aileyi nehre indirdiği o patlak bota ulaştı. Yapılan araştırmalara göre kaçakçılar maliyeti düşürmek amacıyla akıntılı nehir şartlarına kesinlikle uygun olmayan ucuz deniz botlarını kullanıyor.
40 yıldır Meriç Nehri’nde balıkçılık yapan 60 yaşındaki Hüseyin Girdi, nehrin yapısına dair şunları söyledi:
"Bu nehrin bazı noktaları çok derindir. Göçmenler bota binerken kıyının sığ olduğunu görüyor ama nehrin ortası birden derinleşiyor. Bot derin yerlerde devrilince yüzme bilmedikleri için boğuluyorlar. Akıntı insanı doğrudan dibe çekiyor."
Yunanistan sınırında yer alan ve nehir genişliğinin 150-200 metreyi bulduğu Doyran köyü sakinleri de kaçakçıların hareketliliğinden şikayetçi.
64 yaşındaki çiftçi Mehmet Demir, "Nehir bize çok yakın ama askeri yasak bölge olduğu için hayvanlarımızı bile kıyıya götürmemize izin verilmiyor. Kaçak yollarla geçen göçmenler ise çoğu zaman yakalanıp geri getiriliyor" dedi.
Irak ve Kürdistan Bölgesi’nden 163 kişi kayıp
Uluslararası Göç Örgütü’nün (IOM) raporuna göre, 2014 ile 2025 yılları arasında dünya genelinde göç yollarında en az 4 bin 414 çocuk hayatını kaybetti.
Irak merkezli Lutka Mülteci Vakfı verilerine göre ise 1996’dan 2025’e kadar Türkiye-Yunanistan sınırı, Akdeniz, Ege Denizi ve Meriç Nehri üzerinden göç etmeye çalışan Irak ve Kürdistan Bölgesi vatandaşı 163 kişi kayboldu ve akıbetleri öğrenilemedi.
Aynı dönemde söz konusu sularda boğulan Irak ve Kürdistan Bölgesi nüfusuna kayıtlı yaklaşık 500 kişinin ise cansız bedenine ulaşıldı.


