Rusya'nın Bağdat Büyükelçisi Elbrus Kutrashev, Rusya-Irak ilişkilerinin geçmişe dayandığını, iki ülke arasında 14 milyar doları bulan bir yatırım hacmi bulunduğunu söyledi.
Rusya, Irak, İran ve Suriye’nin üyesi olduğu İstihbarat Değişim Merkezi’nin “teröre karşı mücadelede önemli işlere imza attığını” ifade eden Kutrashev, IŞİD’in hala hem Irak, hem Suriye ve hem de bölge ve dünya için ciddi bri tehdit olduğunu vurguladı.
2004-2005'te Kürdistan Bölgesi’ni ziyaret eden Rus heyetinde yer aldığını belirten Elbrus Kutrashev, o zamandan beri verilen sözlerin yerine getirilmesi konusunda kendisini sorumlu hissettiğini anlattı.
Irak’a dışarıdan yapılan müdahaleleri doğru bulmadıklarını dile getiren Rus Büyüeklçi, diğer tüm taraflar gibi Bağdat’ta yeni hükumetin bir an önce kurulmasını beklediklerini, Irak halkının ve Iraklı yöneticilerin egemenlik haklarına dayanarak kendileri hakkında en iyi kararı verebilecek konumda olduklarını söyledi.
Rusya’nın Ukrayna’ya askeri müdahalesi hakkında da soruları yanıtlayan Kutrashev, Ukrayna’daki savaşın 2014’te başladığını, Kiev yönetiminin ülkenin doğusundaki halka “baskı uyguladığını, dillerini yasakladığını ve gösterileri kanla bastırdığını” belirtti.
Kiev’in Batı’nın desteğine güvenerek Rusya’nın güvenliğini tehdit ettiğini anlatan Rus Büyükelçi, çözüm için de, “Ukrayna tarafsız bir ülke olmalı. Ukrayna'nın NATO'nun kontrolü altında olmasını istemiyoruz, bizim kontrolümüzde olmasını da istemiyoruz, tarafsız olsun. Ukrayna için en iyisi bu” yorumunu yaptı.
Rusya'nın Bağdat Büyükelçisi Elbrus Kutrashev, Rûdaw TV’de yayınlanan özel röportajda Rêbaz Ali’nin sorularını yanıtladı.
Rûdaw: Sayın Büyükelçi, bize zaman ayırdığınız için teşekkür ediyorum.
Rûdaw televizyonundan dostlarımız, hoş geldiniz. Irak’a geldiğimden beri sizinle bu üçüncü görüşmem olduğu için de mutluyum. Kürdistan’daki dostlarımız için sorularınızı yanıtlamaktan memnuniyet duyarım.
Rûdaw: Rusya, tarih boyunca Irak ile iyi ilişkiler içinde olmuştur. Ancak şu anki ilişkilere bakıldığında eskisi kadar sıcak olmadığı görülüyor. Sizce bunun nedeni nedir?
Bu iyi bir soru fakat sadece Rusya’ya değil, aynı şekilde Irak’a da sorulma gereken bir soru olabilir bu. Çünkü bugünkü Irak, geçmişteki Irak değil. Durumlar değişiyor. Rusya da eski Sovyetler Birliği değil. Tüm bunlara rağmen konuya karamsar bakmıyorum, bölgedeki tüm tarihsel değişimlere, karmaşıklığa, Irak ve Rusya'yı rahatsız eden tüm sorunlara rağmen hala iki dost ve yakın ülke olduğumuz konusunda iyimserim. Gelişmiş siyasi diyalog ve samimiyet de buna dahildir.
Rûdaw: İlişkilerin değişmesine neden olan şeyler nelerdi? Tabi sizin açınızdan.
Bu konu çok kapsamlı. Uzmanlar ve akademisyenlerin bu konuyu masada tartışması gerekiyor. Ancak kısaca söylemek gerekirse sebep çağın değişmiş olmasıdır. Eskiden Sovyetler Birliği vardı ve Irak Cumhuriyeti başka bir yönetime sahipti. Şimdi Rusya Federasyonu var ve Irak Cumhuriyeti var, ancak ülkede çok farklı bir durum ve farklı bölgesel koşullara sahip farklı bir siyasi sistem var. Genel olarak, dünyadaki durum eskisinden farklıdır. Ama yine de geçmişte var olan ilişkilerimizi unutmuyoruz. Bu miras bize eski ilişkilerden kaldı ve bugün bizi rahat hissettiriyor.
Rûdaw: Elimizdeki rakamlara göre Rusya’nın Irak’taki yatırım hacmi 13 milyar doları buluyor. Eğer yanlışsam siz beni düzeltin!
Memnuniyetle düzeltmek istiyorum. Rakamlar daha da fazladır.
Rûdaw: Daha mı fazla? Peki.
Biraz daha fazla.
Rûdaw: Peki tam rakamlar ne kadardır. Bu yatırımların ne kadarı Kürdistan Bölgesi’nde ve ne kadarı Irak’ın diğer bölgelerinde?
Verilerimize göre yatırım oranı 14 milyar dolar kadar. Bahsettiğiniz sayıya çok yakın. Yatırımın çoğu Irak'ın güneyindeki projelerimize yapılıyor. Bir kısmı da Kürdistan'da. Ne yazık ki, son dönemde gerek Irak'taki siyasi süreçle ve gerekse de Ukrayna'daki durumla ilgili yaşanan sıkıntılı günler nedeniyle elimde net veriler bulunmuyor. Bu, Irak ile ekonomik ilişkilerimizi biraz zedeledi. Ama Kürdistan'a yaptığımız yatırımın en az 2 milyar dolar olduğunu düşünüyorum.
Rûdaw: 2 milyar dolarlık yatırımın net olarak hangi alanlara yapıldığını açıklayabilir misiniz? Petrol, doğal gaz veya diğer sektörler?
Hemen hemen hepsi petrol ve gaz sektörüne yapılan yatırımlar. Hem Kürdistan'da hem de Irak'ın diğer bölgelerinde. Ne yazık ki diğer sektörlere yaptığımız yatırım az ama daha fazlasını yapmak için çalışıyoruz. Bazı fikirlerimiz ve ortak planlarımız var, şayet devam edersek bu yatırım oranını artıracak.
Rûdaw: Bize bu fikirlerden bahseder misiniz? Irak'ta yatırım yapmak için ilginizi çeken diğer alanlar nelerdir?
Aslında Irak'taki sanayi sektöründeki tüm alanlardan bahsedebiliriz. Sorun şu ki, Irak'taki mevcut durum yabancı yatırımcıları çekmek için pek de teşvik edici değil. Bu, üstesinden gelmemiz gereken en önemli engeldir. Ek olarak hükümetin de dikkatine ve değer vermesine ihtiyaç duyulan diğer konular da var. Ama daha önce de söylediğim gibi, asıl mesele bunu yapacak iyi bir siyasi iradeye sahip olmamızdır. Piyasadaki koşulları, döviz kurları ve bankalar, Rusya'ya uygulanan yaptırımlar gibi diğer konularda da üzerinde çalışabileceğimiz diğer konuları kapsıyor.
Rûdaw: Irak’taki durum teşvik edici değildir derken net olarak neyi kastediyorsunuz?
Her şeyden önce, güvenlik durumu. Herhangi bir sektöre yatırım yapan herhangi bir yabancı yatırımcının, yatırımının yüzde 20 ila 25'ini istikrar ve güvene harcadığı bilinen bir gerçektir. Bu çok çok fazla.
Rûdaw: Irak’taki güvenlik durumu yatırımcıları çekme konusunu etkiliyor mu?
Kastınız Irak’taki siyasi durum mu?
Rûdaw: Evet, Irak.
Açık konuşacak olursam, siyasi durum tek kelimeyle anlatılamaz. Elbette Irak'ın iç siyasi manzarası çalkantı içinde, bilindiği gibi her seçimden sonra hükümet kurma konusunda sorunlar yaşanıyor ve bu teşvik edici değil. Öte yandan, belirttiğim gibi Irak'ta bizler samimi bir ortam olduğunu hissediyoruz. Irak halkı dahil tüm dünya halklarının mustarip olduğu terör örgütlerinden bahsetmiyorum.
Irak toplumu, Irak devleti ve hükümeti hakkında konuşacak olursak, onlarla işbirliği yapma ve Irak'taki çalışmalarımız için onların desteğini almakta kararlıyız.
Rûdaw: Irak ve Kürdistan Bölgesi’nde kaç Rus şirketin çalıştığına veya Rus vatandaşın bulunduğuna dair elinizde bir veri var mı?
Büyük şirketlerden bahsedersek eğer, en büyük şirketlerimizden üçü Irak'ın güneyinde faaliyet gösteriyor. Lukoil, Gazprom ve Bashneft. Bu şirketlerin her birinde birkaç yüz kişi çalışıyor. Bahsettiğim gibi, bu ülkedeki güvenlik durumunu hesaba katarsak bu sayı çok büyük. Bu, ülkede çalışma ve ikili işbirliğimizi ilerletme konusundaki arzumuzun güzel bir örneğidir. Umarım bu sayı artar, tersi olmaz. Sovyetler döneminde binlerce vatandaşımız buradaydı. Hala üzerinde düşünülecek ve yapılacak çok iş var.
Rûdaw: Irak ile Rusya arasındaki ticaret hacmi ne kadardır?
Ne yazık ki ticaret hacmi çok küçük. Özellikle koronavirüs salgınından sonra. Hatta bu söyleşide bahsetmeye bile değmez. Direkt ticaret çok değil, arttırmaya çalışıyoruz. Irak, Rusya'dan mal alıp Rusya'ya mal ihraç etmek istiyor. Her şeyden önce tüccarların üzerinde çalışması gereken bir konu bu. Devlet kurumları, Rusya Büyükelçiliği ve Rusya Dışişleri Bakanlığı olarak biz desteklemeye hazırız. Ama önce tüccarların kendi sözü olmalı. Şu anda konu üzerinde çalışacak olan iki taraftaki işletmelerle görüşme halindeyiz, ancak şu ana kadar ticaret oranı çok düşük.
Rûdaw: Koronavirüs salgınından önce de az mıydı?
Bu kadar düşük değildi ancak koronavirüs ile çok düştü. Örneğin Irak’tan Rusya’ya ihracat çok azaldı. Şimdi ticaret daha çok Rus ürünlerin Irak’a getirilmesi ile gerçekleşiyor.
Rûdaw: Eminin Irak Yüksek Federal Mahkemesi’nin Kürdistan Bölgesi petrol ve gaz yasasını reddettiğinden haberiniz oldu. Karar Kürtler ve Sünniler tarafından eleştirildi. Bu karar Kürdistan Bölgesi’ndeki Rus şirketlerin faaliyetlerini nasıl etkiler. Özellikle de petrol ve doğal gaz sektöründe çalışan şirketleri?
İç yasalarla ilgili konuları konuşmak, alınan kararların artıları ve eksileri hakkında tartışmak hiçbir büyükelçinin istemeyeceği bir durum. Bizim için tahmin edilemez bir durumdu. Şimdiye kadar Irak’taki şirketlerimizin faaliyetlerini etkilemedi, çünkü karar henüz net olarak uygulanmadı. Bu konu ile ilgili kararlar Irak hükümetinin egemenlik hakkıdır. Umarım zararlı olmayacak şekilde, herkesin faydasına sonuçlanacak şekilde uygulanır. Dileğimiz budur. Daha önce de belirttiğim gibi, sonuçları hakkında konuşmak için henüz erken.
Rûdaw: Rusya, Irak, İran ve Suriye’nin üyesi olduğu İstihbarat Değişim Merkezi hala çalışıyor mu? Rusya bu ülkelere istihbarat paylaşımında nasıl bir rol oynuyor?
Bu merkez çalışıyor ve Irak’a geldiğimden beri iki kez ziyaret ettim. İlki sadece bir protokol ziyaretiydi. İkinci görüşmemde orada Ulusal Güvenlik Müsteşarı sayın Araci ile görüşmem oldu. Orada tüm delegasyonların raporlarını dinledik. Ulusal güvenlik ve IŞİD’e karşı mücadele için çok iyi ve önemli bir merkez olduğu konusunda hemfikir kaldık. Bu nedenle merkez çalışmalarına devam etmeli. Oradaki uzmanlar da bundan bahsetti; IŞİD hala bu ülkede ve dünyanın başka yerlerinde varlığını sürdürdüğü için bu tür merkezlere sahip olmak çok önemli. Merkezin çalışmalarının sonuçları da çok olumlu. Öyleyse neden işlerini yapmalarına izin vermeyelim?
Rûdaw: Merkezde çalışan Rus yetkililer güvenlik ve terörle mücadele konularında bölge ülkelerine ne tür bir destekte bulunuyor?
Şimdilik sadece merkeze üye olan ülkelerden bahsedebiliriz. Diğer ülkelerin tutumunu bilmiyorum. Diğer ülkelerden kastettiğim, IŞİD'in herkes için ortak bir tehdit olduğudur. Örneğin Afganistan'da Taliban için bile tehdit oluşturan bir IŞİD olduğunu biliyoruz. IŞİD'in Afrika'da da var ve burası eylemleri için yeni bir sahne. IŞİD, Arap Yarımadası'nda ve diğer birçok bölgede bulunuyor. Bu anlamda Rusya olarak teröre karşı mücadelede bir bütünen dünyadaki tüm taraflarla koordine içerisinde olmaya hazırız. Bu çalışma Bağdat'taki merkezden mi yapılacak, onu bilemiyorum. Sorunun merkezdeki tüm üye ülkelere sorulması gerektiğini düşünüyorum. Bu konu masada şu ana kadar hiç tartışılmadı. Siz bundan bahseden ilk kişisiniz. Belki de iyi bir şey yaptınız.
Rûdaw: Peki. Diğer ülkeleri de davet ederek bu merkezi genişletme gibi bir istek var mı?
Dediğim gibi, tüm üyelerin tutumu göz önüne alınarak, bu girişime sahip olan herkes hakkında düşünülebilir. Rusya büyükelçisi olarak bunda bir sorun görmüyorum. Ama istihbarat servisinden sorumlu değilim. Bırakalım onlar bu konuda konuşsun. Bugüne kadar hepsi de çok samimi bir ortamda büyük bir ekip olarak çalışıyor. Dolayısıyla çalışmalarının sonuçları çok iyi, olumlu ve gelecekleri aydınlıktır.
Rûdaw: Çalışmalarının sonuçları iyi ve olumlu derken neyi kastediyorsunuz? Pratikte buna örnek olarak göstereceğiniz bir sonuç var mıdır?
Sanırım hepimiz bu sonuçları görebiliriz. IŞİD geri dönmek için çok çaba sarf etse de başarılı olamıyor. Bu da Bağdat’taki merkezde yürütülen çalışmalarının bir neticesidir.
Rûdaw: IŞİD mevzusuna daha sonra döneceğiz. Şimdi size hükümetinizin Bağdat'ta bir kültür merkezi inşa etme çabalarını sormak istiyorum. Erbil'de veya Kürdistan Bölgesi'nde buna benzer bir merkez, kültür merkezi kurma planınız var mı?
Maalesef Bağdat'ta bir kültür merkezi inşa etme veya açma gibi bir plan olduğunu duymadım. Böyle bir plan varsa seve seve desteklerim. Şimdi güvenlik nedenleriyle büyükelçiliğimiz gördüğünüz gibi böyle bir yerde, zor bir ortamdayız. Elçiliğimizi yeni, daha büyük ve daha güvenli bir yere taşıyabilirsek, yeni büyükelçiliğimizin merkez binasında bir kültür merkezi açabiliriz. Böyle bir iş yapabilirsek ki bu her bir büyükelçiliğin doğal görevi, buna kültür merkezi ya da büyükelçiliğin kültür dairesi denilebilir. Kültürel uyumun geliştirilmesiyle ilgilenen diplomatik misyonun bir parçası olur.
Erbil'e gelince, henüz bir kültür merkezi açma gibi bir planımız yok. Belki de ileride bu konuyla ilgilenebiliriz. Orada konsolosluğumuz var. Yıllar önce Erbil'deki konsolosluğumuzu açmaya karar verdiğimizde, rahmetli Mam Celal’e de Süleymaniye'de bir kültür merkezi açacağımıza dair söz vermiştik. Henüz açamadık. Yani öyle bir merkez açarsak Süleymaniye'de olacağını düşünüyorum.
Rûdaw: Hala böyle bir planınız var mı?
Biliyor musunuz, 2004 veya 2005'te bu sözü veren Rus heyetinin bir üyesiydim. O zamandan beri kendimi sorumlu hissediyorum. Her ne kadar sözü veren ben olmasam da orada ben de hazırdım. Bekleyip görelim. Irak ile iyi kültürel bağlarımız var. Bu kısmen Sovyetler Birliği döneminde her iki tarafın faaliyetlerinden kaynaklanıyor. Bu anlamda bize iyi bir miras kaldı. Kültürel meseleler hakkında için Irak'taki diplomatik misyonumuzu yerine getirmemiz gereken ne varsa yapacağız.
Rûdaw: Iraklı öğrencilerin Rusya’da okuyabilmeleri için burs veriliyor mu?
Elbette. Dünyanın bir çok ülkesinden öğrenciler için ayrılmış özel bütçemiz de var. Irak’tan bahsedecek olursak, yaklaşık 220 kürsü ayrılmış. Irak Kürdistan’ı için ayrılan 35 sandalye bunun dışında.
Rûdaw: Hala devam ediyor mu? Bu proje hala açık mı?
Evet öyle. Irak'ı birleşik bir ülke olarak görüyoruz. Proje Irak'ın tamamı içindir. Ama bütün taraflar emin olsun diye, bu Irak'ın payıdır diyoruz. Bu payın bu kısmı Kürdistan'ındır. Bu şekilde hem Erbil hem de Bağdat razı oluyor.
Rûdaw: Bu sayıyı arttırma gibi bir planınız var mı?
Sanırım bu sayı ciddi bir şekilde arttırılacak. Çünkü Irak’ın nüfusu giderek artıyor ve bunu yeniden gözden geçirmek gerekecek.
Rûdaw: Sayın Büyükelçi, Kürdistan özel sektör aracılığıyla birçok baraj inşa etmek istiyor. Kürdistan'ın en büyük barajlarından dördü dönemin Sovyet şirketleri tarafından inşa edildi. Rus şirketlerinin Kürdistan Bölgesi'nde yeni barajlar inşa etme planları var mıdır?
Maalesef barajlar hakkında hiç bir şey bilmiyorum. Genel olarak su konusunda ortak koordinasyonumuzu geliştirme fikir olduğunu biliyorum. Konu, Moskova'da iki hükümet arasında Ağustos ayında yapılan bir toplantıda tartışıldı. Bu fikrin ileriye taşınması konusunda bir gelişme olup olunmadığını bilmiyorum. Her halükarda, bu konu da gündemde. Hızlı ya da yavaş olması, bu yönde ilerleme sağlanması her iki tarafa düşüyor. Ancak bunun Irak için çok önemli bir konu olduğu konusunda size katılıyorum.
Rûdaw: Irak'taki siyasi durumu konuşalım! Irak'taki siyasi durumu nasıl görüyorsunuz? Özellikle geçen Ekim’de yapılan seçimlerinden sonra.
Tüm Irak vatandaşları, komşu ve diğer ülkeler, diğer tüm diplomatik misyonlar gibi biz de yeni bir hükümetin kurulmasını bekliyoruz. Nasıl kurulacağını görmek istiyoruz. Umarız hükümetin kurulması çok uzun sürmez.
Rûdaw: Hükümetinizin Iraklıları yeni bir hükümet kurabilecekleri noktaya gelmelerine yardımcı olmak için yapabileceği bir şey var mı?
Dürüst olmak gerekirse, Iraklıların hiç bir taraftın yardımına muhtaç olmadığını düşünüyorum. Sürecin ana tarafları bunu nasıl yapacaklarını ve ne gibi engellerle karşılaştıklarını çok iyi biliyorlar. Mesele hiçbir zaman dışarıdan birilerinin gerek Iraklılara bir an önce hükümet kurmaları gerektiğini ve bu hükümeti nasıl kuracaklarını anlatması değildir. Bu açıdan bizim herhangi bir şey yapmamıza gerek yoktur.
Belirttiğim gibi iç işlerine karışmayız. Hükümetin kurulması egemenlik sahibi olan Irak halkının kararı ile olmalıdır. Ama bizim dost olarak yaptığımız şey, olayları takip etmek, olan biteni gözlemlemek, her şeyi yorumlamak, tüm taraflarla konuşmak, görüşlerimizi ifade etmektir. Bizim tutumumuz, hükümet kurma süreci ne kadar uzun sürerse, Iraklıların sosyal ve ekonomik sorunları çözmesinin o kadar zor olacağı yönünde. Ne kadar hızlı olursa o kadar iyidir. Ama yine de karar Iraklılar tarafından verilmeli. Çünkü önemli olan hükümetin güçlü ve kararlı olması. Bu olmazsa, iyi olmaz.
Rûdaw: Müdahaleyle ilgili olarak, yakın tarihli bir röportajda Irak'taki müdahaleden endişe duyduğunuzu söylediniz. Irak'a nasıl bir müdahaleden endişe duyduğunuzdan bahseder misiniz?
Hangi röportajdan bahsediyorsunuz? Birkaç gün önce yapılandan mı?
Rûdaw: Evet.
Irak'ın yalnız olmadığı iyi biliniyor. Burada yaşanan olaylarda önemli rol oynayan ülkeler var. Ağırlıklı olarak İran ve ABD. Ama bunun dışında başka ülkeler de var, aslında Irak'ın Arap dünyasındaki komşuları Türkiye dahil hepsi Irak'taki olaylarda üzerlerine düşeni yapıyorlar. Bunun bir nedeni, bu devletlerin bu ülkedeki ve bölgedeki çıkarlarına değer vermeleridir. Ancak bir nedeni de Iraklıların kendi sorunlarını çözememeleridir. Destek ve ara buluculuk için yabancı aktörlere sığınıyorlar. Rus Büyükelçi olarak Irak halkına bunun nasıl olacağını açıklama ihtiyacı duymuyorum. Çünkü Iraklılara bunun nasıl olacağını ve nasıl hissettiklerini benim sormamam lazım. Kesin kanaatimiz, müdahale için müdahalenin iyi olmadığıdır. Ama bazen olumlu da olabilir.
Rûdaw: Nasıl olumlu olabilir?
Tarihsel olarak, müttefik devlete yapılan bazı müdahaleler sorunlarının çözülmesine yardımcı olmuştur. Irak'tan uzak kalmamak için bu konunun derinliğine girmek istemiyorum. Dediğim gibi, isterlerse eğer fikirlerimizle ve görüşlerimizle Irak'a yardım etmeye hazırız ama bu konulara müdahale etmek istemiyoruz. Irak hükümetinin nasıl kurulacağını izlemekten mutlu olduğumu her zaman söyledim. Bu benim sorumluluğum ve bunu hükümetime rapor edeceğim. Ama Irak hükümetinin oluşumuyla ilgili hiçbir şey yapmama gerek yok. Bu görevi Irak halkına bırakıyoruz.
Rûdaw: Peki ABD ve İran’ın ne tür bir müdahalesi sizi endişelendiriyor?
İki ülkenin Irak'ı bir çatışma alanı olarak kullanmasından endişe duyuyoruz. Şimdiye kadar Irak'ı istikrarlı tutmanın her iki tarafın da çıkarı olduğunu söyleyebilirim. Çünkü istikrarsız bir Irak ne İran ne de ABD'nin çıkarınadır. Ama sonuçta onlar Irak'ta iki yabancı ülkedir. Irak'ta büyük bir rol oynuyorlarsa, bu, Irak'ın kendi sorunlarını çözme konusunda büyük bir rol oynamadığı anlamına gelir. Bu yüzden uzun vadede Irak'ın iç işlerinde haddinden fazla karışılmasını desteklemediğimizi söylüyorum. Dediğim gibi, kimseyi suçlamaya çalışmıyorum. Bilakis, gördüğünüz gibi Washington ve Tahran, Irak'ın bu hükümet kurma sorunundan kurtulmasını ve buna son vermesini istiyor. Hükümetin nasıl kurulacağı konusunda farklı görüşleri olabilir, ancak mevcut durumda Irak'ı kendi aralarında bir savaş meydanı yapmak ikisinin de çıkarlarına değil. Fakat kim bilir. Washington ve Tahran arasında diplomatik bağlar olmasa da hala karşılıklı ilişkileri olduğu iyi biliniyor. Bu ilişkiler genellikle gergindir. Aralarında büyük bir problem vardır. Bu nedenle, bir şey olur ve durum kötüye giderse, ABD ile İran arasındaki anlaşmazlıkla ilgisi olmayan diğer birçok ülke bu durumdan zararlı çıkabilir.
Rûdaw: ABD ile İran arasındaki nükleer görüşmeler konusunda Rusya’nın tavrı nedir? Bu Irak’taki durumu nasıl etkiler?
Viyana'daki müzakereleri destekliyoruz ve arabulucu rolü üstleniyoruz ki bu çok önemli. En azından Ukrayna krizi patlak verene kadar tüm taraflar Rusya'ya teşekkür ediyordu.
Rûdaw: Asıl büyük meseleden bahsedelim. Rusya-Ukrayna krizinden. Rusya’nın Ukrayna’ya askeri müdahalesinin amacı nedir?
Bizim açımızdan büyük bir dram. Ukrayna, Rus halkı için kardeş ve dost bir devlettir. Aslında, Ruslar ve Ukraynalılar aynı halktır. Tarihsel olarak, aynı köklere sahibiz. Eski Rus birleşik devletleri döneminde meydana gelen bir dizi tarihsel süreç ve olay nedeniyle Ukrayna bir ülke, Rusya bir ülke ve Belarus da başka bir ülke olarak kuruldu. Belirttiğim gibi, aynı geçmişe sahibiz ve neredeyse hepimiz aynı dili konuşuyoruz, birkaç küçük farkla. Nihayetinde Ruslar ve Ukraynalılar aynı etnik grup ve dine sahipler. 2014 yılında darbe gerçekleştiğinde, Kiev hükümetini devirerek kendi hükümetlerini kurdular. Bu Kiev'de sadece anarşinin ortaya çıktığı an olmadı, aynı zamanda radikal, şovenist ve Nazi bir siyasi gücün Ukrayna'da iktidarı ele geçirdiği an oldu. Yaptıkları ilk iş, çok aptalca ama çok kararlıca, Ukrayna'da Rusçayı yasaklamak oldu. Ukrayna her zaman iki dilli olmuştur. Bağımsızlığını ilan ettikten bu yana hep iki dili olmuştur. Rusça ve Ukraynaca. Siz, Irak'ta yaşayan bir Kürt olarak beni anlayabilirsiniz. Düşünün ki Bağdat'ta iktidarı ele geçiren bir hükumet böyle bir karar veriyor. Şimdi siz petrolle ilgili karardan endişe ediyorsunuz, Bağdat'ta iktidara gelen birilerinin Kürtçeyi yasakladığını düşünün. Kürt dilini Irak'ın genelinde yasaklasın. Sadece Bağdat ve Basra'da değil, daha da kötüsü Kürdistan'da da yasaklasın.
Rûdaw: Ukrayna’da böyle bir şey yaşandı mı?
2014'te bu oldu. Size anlattım, Ukrayna’nın o kısmı hiç bir zaman Ukraynalı olmadı. Ukrayna'nın bu kısmı 370 yıldır Rusya'nın bir parçası ve Rusça konuşuyor. Diğer kısmı ise 200 yıl Rusya'nın bir parçasıydı. Şimdi Rusça konuşamıyorlar.
Rûdaw: Ukrayna’nın o kısmında kimse Rusça konuşamıyor mu?
Resmen yasaklamışlar.
Rûdaw: Cezası nedir?
Üniversite, okullar ve medyada yasaklandı. Bu bir soru işareti. Doğu halkı da...
Rûdaw: Rusya, Ukrayna'nın bazı bölgelerinde yaşayan Rusların durumunu kolaylaştırmak için Kiev hükümetiyle müzakere ederek sorunu çözmeye çalıştı mı?
Doğu Ukrayna sakinleri daha önce bunu protesto etti. Darbeye ve o mantıksız yasaya karşı çıktı. Onlara dayatılan aptalca yasaya karşı durdu, tepki gösterdi. Siz Irak'tasınız, Irak bir protesto ülkesi. İnsanlar protesto ediyor, bu normal bir şey. Bu mafya iktidara gelmeden önce Ukrayna'da da protesto düzenlemek normaldi. Bu mafya da sözde yasadışı seçim sonuçlarını protesto ederek iktidara geldi. Gösterilerle iktidarı ele geçirdiler. Daha sonra onlara karşı çıkıp protesto eden herkese karşı askeri güç kullandılar. Ukrayna ordusu elli bin asker, tank ve topları ile birlikte protestocuların üzerine yürüdü. Kanlı bir savaş başladı.
Ukrayna’daki çekişmeye değindiğinizde, Rus ordusunun müdahalesinden bahsettiniz, Ukrayna'daki savaş 2015'te başladı. 2014 yılında başladı ve bugüne kadar devam ediyor. İsyancılar Ukrayna ordusunu yenilgiye uğrattıktan ve doğu Ukrayna'dan çıkardıktan sonra, hatta Rusya duruma müdahale etmeye karar verdikten sonra bile taraflar ateşkes imzalamaya ve siyasi süreci başlatmaya karar verdi. Almanya ve Fransa ile müzakere etmeye karar verdiğimizde Normandiya görüşmelerine başlayacaktık. Rusya, Fransa, Almanya ve Ukrayna, Minsk anlaşmasının uygulanmasına katıldı. Donbas ve Kiev arasında, Rus yetkililerle veya Rus gözlemcilerin katılımıyla Minsk anlaşmaları uygulanacaktı. Biz bu anlaşmaların bir parçası değiliz. Siyasi bir çözüme ulaşmak için tüm bu çabalara rağmen, Kiev herhangi bir adım atmadı, aksine Doğu Ukrayna'ya, Donbas'a askeri baskıyı sürdürdü. Bu baskı son ana kadar da devam etti. Bu olaylar başlamadan önce, Kiev yetkililerinin Doğu Ukrayna'nın bazı bölgelerini işgal etmek amacıyla asker yığdığına dair net verilerimiz vardı. Bunun için her türlü hazırlığı yapmışlardı. Doğu halkına karşı soykırım planlamışlardı. Buna kalkışmamaları yapmamaları konusunda onları uyardık. Biz bu uyarıyı yaptığımızda Rusya bizi tehdit ediyor diye feryat ettiler. Olaylar böyle başladı. Kiev rejiminin ne yapmak istediğini anladığımızda, hiç bir şeye kulak asmadan Rusya ile bir çatışma yaratarak Batının güçlü desteğini almak istediklerini gördüğümüzde, artık bir şeyler yapmalıydık. Sadece yerinde oturup insanlarımızın nasıl öldürüldüğünü izleyemezdik. Bir şeyler yapmalıydı. Bu bağlamda, şu anda Ukrayna'da yaptığımız şey kaçınılmaz bir harekattır. Başka seçeneğimiz yoktu. Başka bir alternatifimiz yoktu. Başka alternatifler arıyorduk...
Rûdaw: Diplomasi yolu da mı?
Diplomatik olarak çok çalıştık. Ukrayna ile konuşmaya çalıştık ama başaramadık. Batıda onların arkasında duranlarla konuştuk ama dinlemediler. Aksine düşmanca karşı propaganda yapmaya, siyasi ve askeri baskı oluşturmaya başladılar.
Rûdaw: ABD’yi mi kastediyorsunuz?
ABD, İngiltere, hatta bir aşamaya kadar Fransa. Başta da ABD.
Rûdaw: Rusya'ya yönelik tüm mevcut yaptırımlara rağmen, Rusya daha ne kadar devam etmek istiyor? Rusya, dünyanın tüm bu baskısına dayanabilir mi?
2014 yılından beri Doğu halkını desteklediği için Rusya’ya yaptırım uygulanıyor. Kırım halkının Rusya’ya bağlanma talebini dinlediği için de Rusya’ya yaptırımlar uygulanıyor.
Rûdaw: Fakat şimdi yaptırımlar çok daha farklı. Bu yaptırımlar daha ağır değil mi sizce?
Aradaki fark, aslında hiçbir fark olmaması. Batı, yeni yaptırımlar dayatmak için yeni fırsatlar arıyor. Yeni yaptırımlar ile hayatımızı daha da zor hale getirmek istiyor. Ancak bizim için hayatı hiçbir şekilde bu duruma ilk maruz kaldığımız 2014'tekinden daha zorlu olamaz. Artık alıştık. Rus politikacılar, parlamento üyeleri veya hükümet yetkilileri, kendilerine yaptırım dayatılmasından gurur duyuyor. Ceza listesinde adı yoksa neden bu listede olmadıkları için kendilerinden şüphelenilir. Çünkü Rusya'daki tüm iyi insanlar ceza listesinde.
Rûdaw: Rusya ile Ukrayna arasındaki mevcut müzakerelerin Rusya'nın Ukrayna'daki askeri operasyonlarını durdurabilecek bir sonuca ulaşabileceğini düşünüyor musunuz?
Tabii ki Kiev rejimi, Ukrayna rejimi demiyorum, çünkü o rejimi komşumuz Ukrayna'daki dostlarımızşa ilişkilendirmiyoruz; Kiev rejimi, Batı'nın askeri desteğini güçlü bir şekilde arkasında hissediyor. Bütün bu düşmanlığı Rusya'ya karşı bu nedenle yapıyor. Doğu Ukrayna'yı tehdit ediyorlar ve hatta bize karşı bomba kullanma tehdidinde bulunuyorlar. Ama büyük yanılıyorlar. Doğu Ukrayna'daki çıkarlarımızı ve kardeşlerimizi korumak için bu özel harekatı başlatmak zorunda kaldığımızda, mevcut rejim Batı'da kimsenin onları koruyamayacağı endişesi ile büyük bir çaresizlik yaşadı. Çok şey konuşuyorlar, silah göndereceğiz, Rusya'yı cezalandıracağız, Rus uçaklarının uçmasına izin vermeyeceğiz, bunu yapacağız, şunu yapacağız diyorlar. Ancak Ukrayna'ya asker göndermiyorlar çünkü Rusya ile karşı karşıya gelmek istemiyorlar ve Ukrayna'da olanlara değer vermiyorlar. Rejim için bu büyük bir hayal kırıklığıydı. Bu nedenle rejim sonuç olarak Rusya’nın müzakere teklifine yanıt verdi.
Rûdaw: Sizce bu müzakereler sonuç verir mi?
Bilemiyorum, kim bilebilir ki? Kim bilir akıllarında ne var?
Rûdaw: Fakat Rusya da müzakerelerin olumlu sonuçlanmasını istiyor...
Kesinlikle. Ukrayna'yı işgal etmek veya yerle bir etmek istemiyoruz. Biz sadece ulusal güvenliğimizi ve Ukrayna'nın doğusundaki Rus kardeşlerimizi korumak istiyoruz. Biz bunu istiyoruz. Şimdiye kadar bizi dinlemediler. Dinlemeye başladıklarında ise artık iş işten geçti. Başlangıçta ilk görüşmelerin Cuma günü yapılması kararlaştırılmıştı. Bunu kabul ettiler, ama gelmediler. Aynı zamanda askeri operasyonlar da durdurulmuştu. Fakat bu sadece bir aldatmacaydı. Biz de görüşmeler gerçekleşse bile askeri operasyonları askıya almayacağız dedik. Buna bel bağlamayacağız! Konuşmak istiyorsanız gelin, ama müzakereler başladığında artık zamanın sizin çıkarınıza işlemediğini anlayın!
Müzakere konusunda ısrarcıyız ve Ukrayna hükümetinden bir takım taleplerimiz var. Bu talepler, özel harekatımızın başlangıcından beri kamuoyuna duyurulmuştur. Yapılması gereken ilk şeyin Ukrayna’nın silahsızlandırılması dağıtmak olduğunu söylüyoruz. Yani, Rusya'nın istikrarını ve güvenliğini hedefleyen tüm Batı silahları orada kalmamalı. Ukrayna'da Batılı askeri uzmanlar olmamalı. Ukrayna'nın Avrupa Birliği üyeliği konusunda herhangi bir görüşme yapılmamalı. Ukrayna tarafsız bir ülke olmalı. Ukrayna'nın NATO'nun kontrolü altında olmasını istemiyoruz, bizim kontrolümüzde olmasını da istemiyoruz, tarafsız olsun. Ukrayna için en iyisi bu. Bizim birinci ve ikinci talebimiz bu oldu. Ukrayna hükümetinin her türlü ırkçı, aşırılıkçı ve Nazizmden vazgeçmesi gerekiyor ki tüm bu sorunları ateşleyen nedenlerdir bunlar. Tüm sorunların kaynağı budur. Ukrayna ile ekonomik ve politik sorunlar gibi diğer tüm sorunları çözmek çok kolaydır. Dolayısıyla her şey Ukrayna heyetinin bu talepleri nasıl karşıladığına bağlı. Biz taleplerimiz hakkında ısrarcıyız ve bu konuda pazarlık yapmayı gerekli görmüyoruz. Sorun, Rusya'nın ulusal güvenliği ile ilgilidir ve alay konusu olamaz.
Rûdaw: Bir soru daha soracağım sayın Büyükelçi.
Siz sorularınızı sorun, benim için problem değil.
Rûdaw: Çok teşekkür ediyorum. Mukteda Sadr, eminim ki tanıyorsunuz, bir tweet'te Rusya ile Ukrayna arasında yaşananların parantez içerisinde "tamamen yararsız" olduğunu söyledi. Sizin bu sözlere tepkiniz nedir?
Aynı fikirdeyim, ona hem Iraklı bir dini lider hem de Iraklı bir siyasi lider olduğu için katılıyorum. Tutumu dengeli ve zekicedir. Rusya Büyükelçisi olarak, kendisine şunu söylüyorum; sizinle tam olarak aynı fikirde olamasak da, bu pozisyon için size çok teşekkür etmek istiyorum. Ancak şimdi daha iyi anlaşılması açısında size ve izleyicilere ayrıntılı olarak izah edeceğim; Kim daha iyi anlatabilir? İşin sırrı ayrıntılarda. Iraklılar bu detayları bilselerdi, sanırım Ukrayna meselesine bakışları farklı olurdu. Ama bildikleri, medyada duydukları kadardır. Çoğunluk Rusya'ya karşıdır. Rusya'ya ve Ukrayna'daki operasyonuna karşı uydurulan tüm yalanları hesaba katarsak, o zaman eleştirmedikleri ve sadece “savaşın faydasız” olduğunu söyledikleri için Iraklıların çok dostane olduğunu görebiliriz. Iraklıların bu tavrının, Irak'ın bizim için dost bir devlet olduğunu, Irak'a ve Irak'ın işlerine karşı tavrımızın iyi olduğunu ve iyi bir geleceğimiz olduğunu gösterdiğini söylemek isterim. Rusya'nın Irak Büyükelçisi olduğum için mutluyum. Bu söyleşi için de teşekkür ederim. Çok teşekkürler.

