Giriş
Washington ile Tahran arasındaki anlaşmaya ilişkin belirsizlikler ve Hürmüz Boğazı’nın gemi trafiğine açılmaması, Irak’ın petrol ihracatı ve gelirlerinin her geçen gün azalmasına neden oldu. Öyle ki, 2026 Mayıs ayındaki ihracat seviyesi son yirmi yılın en düşük düzeyine geriledi.
ABD ve İsrail’in İran’a karşı yürüttüğü 40 günlük savaşın ardından ilan edilen kırılgan ateşkesin üzerinden iki aydan fazla zaman geçti. Ancak Irak hâlâ üretim ve ihracat seviyelerini savaş öncesi dönemin bir kısmına dahi ulaştıramadı; bırakın tamamını, yarısına bile erişemedi. Bu durum, hükümetin ihracat hatlarını çeşitlendirme, petrolü tankerlerle taşıma ve Kürdistan Bölgesi ile yabancı petrol şirketleriyle üretimi yeniden başlatmak amacıyla yaptığı görüşmelere rağmen yaşanıyor.
Aslında Irak petrol sektörünün bugün karşı karşıya olduğu tablo için on yıl önce ve önceki hükümetler döneminde hazırlık yapılması gerekiyordu. Çünkü ihracat boru hatları bir ayda inşa edilmez; günlük 3 milyon varilden fazla ham petrolün taşınmasına yönelik gerekli anlaşmalar da bir gecede hayata geçirilemez.
Savaştan önce Irak petrolünün yüzde 94’ü Basra limanı üzerinden ve Hürmüz Boğazı yoluyla ihraç ediliyordu. Ancak bugün bu miktar her geçen gün azalıyor. Mayıs ayında ihracat aylık 2,4 milyon varile kadar düştü; bu da ay boyunca yaklaşık bir veya iki petrol tankerine denk geliyor. Bu seviye, savaş dönemindekinin bile beşte biri kadar. Yani savaş devam etmiş olsaydı, Irak’ın ihracat açısından mevcut durumundan daha iyi bir tablo ortaya çıkabilirdi.
Bu durumun sürmesi küresel ölçekte enflasyon, ekonomik durgunluk ve fiyat artışları gibi riskler doğurabilecek olsa da, Irak açısından sonuçları mali çöküşe kadar uzanabilir. Çünkü petrol ihracatı her ay azalıyor ve gelirler giderek düşüyor. Nitekim geçen ay petrol gelirleri (şirketlerin payları hariç) 1 milyar doların altına indi.
Basra, Kerkük ve Kürdistan Bölgesi’nden ihraç edilen petrol miktarı (Ocak-Mayıs 2026)
Ocak 2026
Ocak ayında Basra hafif ve ağır petrol türlerinin toplam ihracatı günlük 3,2 milyon varil oldu. Böylece yalnızca Basra’dan bir ayda toplam 101 milyon varil petrol ihraç edildi.
Buna karşılık Kürdistan Bölgesi’ndeki sahalardan Ceyhan Limanı’na yapılan ihracat 6,4 milyon varil olarak gerçekleşti (günlük 208 bin varil). Aynı dönemde Kerkük ve Kayyara sahalarından ise hiç ihracat yapılmadı.
Mayıs 2026
Mayıs ayında Basra’dan yalnızca hafif petrol ihraç edildi ve toplam miktar 2,4 milyon varilin biraz üzerinde kaldı. Bu da günlük yaklaşık 80 bin varile denk geliyor.
Aynı dönemde Kürdistan Bölgesi sahalarından yapılan ihracat ay boyunca 340 bin varile düştü (günlük 15 bin varil). Buna karşılık Kerkük petrol ihracatı 3,8 milyon varile yükseldi (günlük 165 bin varil).
Bu tabloya göre Irak’ın toplam petrol üretimi (Kerkük sahaları dahil) günlük yaklaşık 1,3 milyon varil oldu. Kürdistan Bölgesi’ndeki sahaların toplam üretimi ise yalnızca günlük 65 bin varil seviyesinde kaldı.
Bu farkın nedeni, Irak genelinde günlük yaklaşık 1,1 milyon varil ham petrolün rafinerilere yönlendirilmesi. Kürdistan Bölgesi’nde ise iç rafinerilere verilen petrol miktarı günlük yalnızca 50 bin varil düzeyinde.
Son günlerde Irak’ın yeni Başbakanı, Kürdistan Bölgesi Hükümeti heyeti ile yabancı petrol şirketleri ve yatırımcılarla bir araya geldi. Görüşmede, sahaların güvenliğinin sağlanması ve ileride olası saldırılarda şirketlerin zararlarının karşılanması karşılığında Kürdistan Bölgesi’ndeki petrol üretiminin yeniden başlatılması kararı alındı.
Ancak Paris Tahkim Mahkemesi’nin Kürdistan Bölgesi petrol ihracatını durdurma kararının ilk gününden beri yabancı şirketler, sözlü taahhütler yerine resmi ve yazılı güvenceler talep ediyor. Bu nedenle yazının kaleme alındığı tarihe kadar Kürdistan Bölgesi petrolünün üçte birini üreten Amerikan ve İngiliz şirketleri faaliyetlerine yeniden başlamadı.
Faaliyetlerine yeniden başlasalar bile savaş öncesi üretim seviyelerine ulaşmaları mümkün görünmüyor. Çünkü saldırılar petrol sahalarına ciddi zarar verdi.
Tablo 1: Basra, Kerkük ve Kürdistan Bölgesi petrol ihracatı (Ocak-Mayıs 2026)
Kaynak: SOMO ve Irak Petrol Bakanlığı verileri (25 Mayıs 2026)
Not 1: “-” işareti ihracatın sıfır olduğunu göstermektedir.
Not 2: Mayıs ayı verileri yalnızca 24 Mayıs 2026 tarihine kadar olan dönemi kapsamaktadır.
Petrol gelirleri: SOMO’dan Irak Merkez Bankası’na
Irak’ın petrol gelirleri, yabancı şirketlerin hak edişleri düşüldükten sonra Irak Merkez Bankası’na aktarılmaktadır.
Petrol Bakanlığı ve SOMO’nun açıkladığı aylık rakamlar, devlet hazinesine giren gerçek gelirleri göstermemektedir. Çünkü SOMO verileri yalnızca ihraç edilen petrolün brüt değerini yansıtır; şirketlerin payları bu rakamlardan düşülmemiştir. Normal bir ayda bu pay, petrol gelirlerinin yüzde 17 ila yüzde 25’i arasında değişmektedir.
Öte yandan Merkez Bankası’na ulaşan gelirler de aynı ay satılan petrolün gelirleri değildir; tahsilatın gerçekleşmesi zaman almaktadır.
Ocak 2026 verileri üzerinden yapılan hesaplamalar, elde edilen gelirin yüzde 17’sinin şirketlerin payına gittiğini göstermektedir.
Söz konusu ayda Irak ve Kürdistan Bölgesi’nin toplam petrol ihracatı 107,6 milyon varil oldu (günlük 3,47 milyon varil). Toplam değeri ise 6,48 milyar dolar olarak gerçekleşti. Böylece varil başına ortalama fiyat 60,26 dolar oldu.
Bu miktarın 18,5 milyon varillik kısmı hizmet şirketleri ve yabancı şirketlerin payıydı. Bunun toplam değeri yaklaşık 1,12 milyar dolar olarak hesaplandı.
Dolayısıyla Ocak 2026’da Irak Merkez Bankası’na ulaşan gerçek gelir 6,48 milyar dolar değil; şirket payları düşüldükten sonra 5,38 milyar dolar oldu.
Tablo 2: Irak ve Kürdistan Bölgesi’nin petrol ihracatı, petrol gelirleri ve yabancı şirketlerin payları (Ocak-Mayıs 2026)

Kaynak: SOMO ve Irak Petrol Bakanlığı verileri (25 Mayıs 2026)
Not 1: “-” işareti ihracatın sıfır olduğunu göstermektedir.
Not 2: Mayıs ayı verileri yalnızca 24 Mayıs 2026 tarihine kadar olan dönemi kapsamaktadır.
Sonuç
2026 Mayıs ayının sonunda Irak petrolünün satış fiyatı, Asya, Avrupa ve Amerika’daki üç ana petrol piyasasının ortalama fiyatının 13 dolar üzerinde gerçekleşti. Irak petrolünün ortalama fiyatı varil başına 113,74 dolar olurken, söz konusu üç piyasanın ortalaması 100,48 dolar seviyesindeydi.
Ancak ihracat kanalları ve üretim güvenliği olmadığında yüksek fiyatların bir faydası kalmıyor. Ülke, bugün olduğu gibi gelirlerin düştüğü, harcamaların ise yüksek kaldığı bir tabloyla karşı karşıya kalıyor.
Savaşın başlangıcında ve Hürmüz Boğazı’nın kapatıldığı günlerde Irak Petrol Bakanlığı ile devlet petrol şirketlerinin yöneticileri iyimser açıklamalar yapıyor, Kerkük-Türkiye petrol boru hattının iki gün ya da iki hafta içinde onarılabileceğini söylüyordu. Ancak iki ay geçmesine rağmen hat hâlâ tamamen onarılamadı.
Aynı şekilde Kürdistan Bölgesi ve Güney Irak’taki petrol sahalarına, hatta Mecnun Sahası’na saldırılar düzenlenirken, Petrol Bakanlığı ham petrolün tankerlerle Suriye’ye taşınması ve Basra-Hadise petrol boru hattının inşası gibi projelerden söz ediyordu. Fakat bugüne kadar bunların hiçbiri gerçekleşmedi.
Basra’dan Hadise’ye uzanacak 685 kilometrelik bir petrol boru hattının inşası için 4,5 ila 5 milyar dolar bütçe ve iki yıldan fazla çalışma gerekiyor; iki ay değil. Üstelik Irak’ın mevcut mali durumu kriz içinde ve gelirleri, harcamalarının yalnızca dokuzda birini karşılayabiliyor.
Sonuç olarak, ihracat kapılarının kapanmasıyla ortaya çıkan bu mali ve petrol krizinden çıkış, yalnızca Kürdistan Bölgesi’ndeki yabancı şirketlerin geri dönmesi ve ihracatın günlük 200 bin varil artırılmasıyla mümkün olmayacaktır. Çünkü bu miktar, kaybedilen petrolün yalnızca on beşte birine denk geliyor.
Irak’ın, özellikle gelirler başta olmak üzere her alanda tek bir kaynağa bağımlılığı sona erdirecek köklü ve kapsamlı bir plana ihtiyacı bulunmaktadır.
(Yazılar, yazarların görüşlerini yansıtmaktadır. Rûdaw Medya Grubu'nun kurumsal bakış açısıyla örtüşebilir ya da örtüşmeyebilir.)


