Demokrat Parti'nin 3 Kasım'daki ABD ara seçimlerinde elde ettiği büyük zafer, Donald Trump için büyük bir siyasi geri adım olurken, küresel finans piyasalarına yeni bir belirsizlik dalgası saldı. Temsilciler Meclisi ve Senato'nun kontrolünün yeniden Demokratların eline geçmesi, onlara Trump'ın başkanlık döneminin son iki yılında, Trump yönetimi için yasama süreçlerinde büyük engeller çıkarma gücü veriyor. Piyasalar da buna anında tepki verdi. Teknoloji sektörü hisseleri baskı altına girdi, dolar değer kaybetti, Hazine tahvilleri değer kazandı ve altının onsu 4.000 dolar barajını aştı.
Piyasaların bu hızlı tepkisi, sadece Kongre liderliğinin el değiştirmesinden çok daha derin bir anlama sahip. Piyasalar şu an hükümet harcamalarının ufuk çizgisini, şirket yatırımlarını, teknoloji sektörüne yönelik yasa ve regülasyonları, faiz oranlarını ve ABD ekonomisinin genel gidişatını değerlendiriyor. Yeni Kongre Ocak 2027'ye kadar göreve başlamayacak olsa da, yatırımcılar şimdiden Washington'da yaşanacak yeni bir siyasi tıkanıklık sürecine kendilerini hazırlıyor.
Teknoloji hisseleri en büyük engelle karşı karşıya
Teknoloji sektörü çok ani bir baskıyla yüzleşti. Öyle ki ABD vadeli işlemler piyasasında hisse değerleri hızla düştü; S&P 500 vadeli endeksi yüzde 0,6 oranında değer kaybederken, Nasdaq vadeli endeksi bir ara yüzde 2'den fazla çakıldı. Nasdaq'ın bu sert tepkisi, Demokratların Kongre'yi kontrol etmesinin, yapay zeka geliştirmeleri ve dev teknoloji şirketleri üzerinde daha sıkı bir yasal denetim dayatacağı endişesinden kaynaklanıyor.
Bu korku, ABD'deki en büyük yatırım itici güçlerinden biri haline gelen veri merkezleri sektörü üzerinde özellikle daha ağır hissediliyor. Şirketler bilgisayar altyapısı, elektronik çipler ve elektrik enerjisi tedariki için devasa sermayeler ayırmış durumda. Bu nedenle, veri merkezi projelerinde yaşanacak herhangi bir yasal engel veya gecikme, teknoloji şirketlerinin yatırım planlarını doğrudan etkileyecektir.
Altın 4.000 doların üzerine çıktı
Altın, bu seçim sonucundan anında fayda sağlayan en önemli enstrümanlardan biri oldu. Altın fiyatları yüzde 2,2 artışla ons başına yaklaşık 4.016 dolara ulaşarak 4.000 dolarlık psikolojik sınırı aştı. Eş zamanlı olarak gümüş fiyatları da yaklaşık yüzde 3,8 oranında yükseldi. Değerli metallerdeki bu tırmanış; zayıflayan dolar, ABD hazine tahvil getirilerindeki düşüş ve siyasi belirsizlik karşısında yatırımcının güvenli liman arayışından kaynaklandı.
10 yıllık Hazine tahvil faizleri yüzde 4,91 seviyelerine gerilerken, dolar endeksi yüzde 0,37'lik bir düşüşle 101,34 puana çekildi. Tahvil getirilerindeki düşüş altına yatırım yapmayı daha cazip hale getirirken, doların değer kaybetmesi ise uluslararası alıcılar için altını daha ucuz hale getiriyor. Bununla birlikte, altının gelecekteki seyri enflasyona ve ABD Merkez Bankası'nın (Fed) politikalarına bağlı olmaya devam ediyor. Piyasalar, Aralık ayında olası bir faiz artırımı ihtimalini hâlâ göz önünde bulunduruyor, ki bu durum fiyatların daha da yükselmesini engelleyebilir.
Tahvil ve dolar piyasası
Dolar ve finansal tahvil piyasaları, Trump yönetiminin yetkilerinin sınırlandırılacağına dair beklentilerini yansıtıyor. Kongre'nin Demokratların kontrolüne geçmesi, Trump'ın yasama yoluyla vergileri düşürme ve harcamaları artırma planlarının önüne büyük engeller çıkarıyor. Yatırımcılar, daha fazla siyasi tıkanıklık yaşanacağını ve hükümetin borçlanmasının bir ölçüde sınırlanacağını öngörüyor; bu da tahvil fiyatlarını yukarı çekip faiz getirilerini düşürdü.
Doların değer kaybetmesi, başta altın olmak üzere metal ve emtia piyasalarını destekleyebilir ve aynı zamanda gelişmekte olan piyasaların ekonomileri için de faydalı olabilir. Ancak ABD Başkanı ticari ilişkiler, gümrük tarifeleri ve dış politika alanlarında hâlâ geniş yetkilere sahip. Bu nedenle, Kongre'nin kontrolünün el değiştirmesi, Trump yönetiminin tüm politikalarının otomatik olarak iptal edileceği anlamına gelmiyor.
Petrol, seçimlerden ziyade jeopolitikadan etkileniyor
Öte yandan petrol fiyatları, seçim sonuçlarından ziyade jeopolitik gelişmelere bağlı kalmaya devam ediyor. Brent ham petrolün varil fiyatı 103 ila 104 dolar civarında işlem görürken, yatırımcılar bu süreçte İran ve Ukrayna'daki savaşların gidişatını ve daha önce küresel petrol arzının yüzde 20'sinin geçtiği Hürmüz Boğazı'ndaki riskleri yakından takip ediyor.
Demokratların kontrolündeki bir Kongre, enerji politikaları üzerindeki denetimini artırabilse de, ABD'nin petrol üretimini bir anda değiştirmesi mümkün değil. Siyasi sonuçların ekonomik büyümeyi yavaşlatması durumunda petrole olan talep azalabilir. Buna karşılık, İran'daki çatışmalarda yaşanacak herhangi bir askeri tırmanış, seçim sonuçlarından bağımsız olarak fiyatları daha da yukarı çekebilir.
Diğer sektörlere etkisi
Bu seçimin yenilenebilir enerji, bankacılık, sağlık hizmetleri ve kripto para sektörleri üzerinde de etkileri olacaktır. Demokratlar temiz enerjinin önündeki engellerin bir kısmını kaldırmaya çalışırken, finans ve teknoloji şirketleri üzerindeki denetimleri de sıkılaştırmak isteyeceklerdir. Ancak büyük yasal değişiklikler yapmak zor olacaktır, zira Trump'ın başkanlık veto yetkisi bulunuyor. Seçim sonucunun, ABD'nin ekonomi politikasında ani bir geri dönüşten ziyade, Kongre'nin denetimlerini artırmasına ve regülasyonlar konusunda yeni belirsizliklere yol açması daha muhtemel görünüyor.
Küresel yatırımcılar için asıl kritik soru şu: Bu siyasi dönüşüm ABD'nin ekonomik büyümesinin zayıflamasına mı yol açacak, yoksa sadece Trump yönetiminin yetkilerini mi sınırlandıracak? Bu sorunun yanıtı için şunu söyleyebiliriz: Önümüzdeki aylarda doların seyri, tahvillerin reel getirisi, ABD Merkez Bankası'nın politikası ve şirketlerin yatırım hacmi, seçim sonuçlarından çok daha belirleyici olacaktır.
(Yazılar, yazarların görüşlerini yansıtmaktadır. Rûdaw Medya Grubu'nun kurumsal bakış açısıyla örtüşebilir ya da örtüşmeyebilir)


