Haber Merkezi - Silivri Cezaevi’nde tutuklu bulunan eski İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı ve CHP’nin cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu, CHP’de yaşanan gelişmeler, Kürt meselesi ve Türkiye’deki siyasi atmosfer hakkında değerlendirmelerde bulundu. Kendisine ve CHP’ye yönelik süreci bir “rejim değişikliği operasyonu” olarak nitelendiren İmamoğlu, 19 Mart’ta başlayan sürecin “bir darbe” olduğunu savundu.
İlke TV’nin sorularını yanıtlayan, Ekrem İmamoğlu Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın milletten umudunu kestiğini bu nedenle yargı, medya ve siyaset üzerinden büyük bir yıkım operasyonu başlatıldığını söyledi. Yargı içerisinde hukuku hiçe sayan ve siyasi talimatlarla hareket eden bir yapı oluşturulduğunu ileri süren İmamoğlu, mahkeme başkanları ve savcıların dosyalardan sürekli alınmasını bu durumun göstergesi olarak değerlendirdi.
Söz konusu operasyonun yalnızca kendisine değil, milletin iradesine ve Türkiye’nin geleceğine karşı yapıldığını söyleyen İmamoğlu, hukukçuların bu süreç karşısında sessiz kalmaması gerektiğini ifade etti.
İmamoğlu, CHP’de yaşanan gelişmelere ilişkin de sert açıklamalarda bulundu. Partinin yargı yoluyla esir alındığını ve iktidarla iş birliği yapan isimlerin partinin yönetimine getirildiğini belirterek, “CHP, Erdoğan’dan medet umanların eline geçmiştir” ifadelerini kullandı.
Kılıçdaroğlu ve CHP tartışmaları: “Parti Erdoğan’dan medet umanların eline geçti”
Mutlak butlan kararı sonrası Kemal Kılıçdaroğlu’nun yeniden genel başkanlığa getirildiği sürece değinen İmamoğlu, bu durumu “parti iradesinin askıya alınması” olarak nitelendirdi. CHP’nin demokratik işleyişinin dışına çıkarıldığını ve kurultay sürecinin engellendiğini öne süren İmamoğlu, delegelerin iradesinin yok sayıldığını ifade etti.
“Milletin bunları kaale almaması gerekir”
İmamoğlu, Kılıçdaroğlu’na yönelik eleştirilerini daha da sertleştirerek, bu sürecin siyasi bir müdahale sonucu ortaya çıktığını savundu ve Kılıçdaroğlu için “dahili bedhah” ve “kayyım niteliğinde bir figür” ifadelerini kullandı. Bu nedenle Kılıçdaroğlu’nun ve mevcut yönetimin millet tarafından ciddiye alınmaması gerektiğini söyleyen İmamoğlu, “milletin bunları kaale almaması gerekir” dedi.
CHP’nin iktidara yürüyen birinci parti konumundan uzaklaştırıldığını savunan İmamoğlu, parti içindeki bu durumun yalnızca bir yönetim krizi değil, Türkiye’deki demokratik düzeni de etkileyen bir gelişme olduğunu dile getirdi.
Kurultay sürecinin engellenmeye devam edilmesi halinde yeni siyasi yolların gündeme gelebileceğini belirten İmamoğlu, “Siyaseten, ruhen ve bedenen hazırız” mesajını da yineledi.
Devlet aklı tartışması ve açıklamaları
“Devlet aklı” söylemine de tepki gösteren İmamoğlu, hukukun ve demokrasinin ortadan kaldırıldığı bir anlayışın devlet aklı olamayacağını belirtti. Bu yaklaşımı “vesayet aklı” olarak tanımlayan İmamoğlu, gerçek devlet aklının milletin vicdanı ve adaleti olduğunu söyledi.
İmamoğlu, tüm bu süreçlere rağmen siyaset mücadelesini sürdüreceğini ve kendisini milyonlarca yurttaşın desteğini alan bir cumhurbaşkanı adayı olarak gördüğünü ifade etti.
Yeni yolculuğa siyaseten ve ruhen hazırız
Kurultay tartışmalarına da değinen İmamoğlu, delegelerin kurultay için imza verdiğini ancak parti yönetiminin bu sürece yanaşmadığını söyledi. Kurultay sürecinin engellenmeye devam etmesi halinde yeni siyasi yolların gündeme gelebileceğini belirten İmamoğlu, “Siyaseten, ruhen ve bedenen hazırız” dedi.
İmamoğlu, Türkiye’de artık yalnızca CHP’nin değil, çok partili sistemin ve Cumhuriyet’in de tehlike altında olduğunu savundu.
Kurultayın yeniden yapılması halinde aynı sonucun ortaya çıkacağını savunan İmamoğlu, şu ifadeleri kullandı:
"Şimdi bine yakın delegemiz kurultay için imzasını verdi. Biz hâlâ kurultayımızın gerçekleşmesi için uğraşıyoruz. Fakat CHP'lilerin talebi olan kurultay zorla engellenirse, milletin yürüyüşünü yavaşlatmak bir yana, giderek hızlandıracak yola siyaseten, ruhen ve bedenen hazırız. Bu iktidara bir seçimin daha hediye edilmesine izin vermeyeceğimizin bilinmesini isterim."
Kürt meselesinde demokratik dönüşüm şart
Kürt meselesine ilişkin değerlendirmelerinde mevcut antidemokratik ortamda çözüm sürecinin başarıya ulaşamayacağını savunan İmamoğlu, konunun yalnızca çatışmaların sona erdirilmesi veya silah bırakma çerçevesinde ele alınamayacağını ifade etti.
Meselenin bir hak, özgürlük ve demokrasi sorunu olduğunu belirten İmamoğlu, kendi yaklaşımını “Terörsüz ve Demokratik Türkiye” olarak tanımladı. Sürecin şeffaf yürütülmediğini, toplumun ve medyanın dışlandığını söyleyen İmamoğlu, bu şartlarda ancak liderler arasında bireysel pazarlıkların yapılabileceğini ve bunun da toplumun lehine sonuç üretmeyeceğini ileri sürdü.
Devlet aklı değil, vesayet aklı
Mutlak butlan kararının “devlet aklı” ile açıklanmasına da tepki gösteren İmamoğlu, demokrasiyi ve hukuku ortadan kaldıran bir anlayışın devlet aklı olarak nitelendirilemeyeceğini belirtti. Bunun ancak bir “vesayet aklı” olabileceğini söyleyen İmamoğlu, gerçek devlet aklının milletin vicdanı ve adalet duygusu olduğunu ifade etti.
Kendisini milyonlarca yurttaşın desteğini alan bir siyasi aktör olarak gördüğünü belirten İmamoğlu, Türkiye’de demokrasi ve hukuk mücadelesini sürdürmeye devam edeceğini söyledi.


