Erbil (Rûdaw)- ABD’de yürütülen kapsamlı bir araştırma, en ölümcül kanser türleri arasında yer alan pankreas kanserinin tedavilere nasıl direnç geliştirdiğini ve bağışıklık sisteminden nasıl gizlendiğini gün yüzüne çıkardı.
"MYC" geninin hedef alınmasıyla tümör hücrelerinin savunmasız kaldığı belirlendi.
Tedaviye en zor yanıt veren ve hızla yayılma özelliğiyle bilinen pankreas kanserine karşı tıp dünyasından umut verici bir haber geldi. ABD’deki New York Üniversitesi (NYU) bünyesinde yürütülen yeni bir çalışma, kanser hücrelerinin genetik evrimini ve vücutta nasıl hızla yayıldığını gözler önüne serdi.
"Bugüne kadarki en ayrıntılı çalışma"
Araştırmanın liderliğini üstlenen Dr. Despoina Kalfakakou, çalışmanın önemine dikkat çekerek şu değerlendirmede bulundu:
"Çalışmamız, pankreas kanserine dair bugüne kadar ortaya konulmuş en ayrıntılı bakışı sunuyor. Süregelen genetik değişikliklerin kanserli tümörlerin büyümesine ve yayılmasına nasıl zemin hazırladığını net bir şekilde ortaya koyduk."
Tümörün içindeki "gizli bölünme": Klonlar
Bilim insanları, pankreas kanseri tümörlerinin homojen bir yapıdan ibaret olmadığını, "klon" adı verilen farklı alt hücre gruplarından meydana geldiğini saptadı.
Aynı genetik kökene sahip olmalarına rağmen bu hücrelerin farklı görevler üstlendiği görüldü: Bir kısım hücre tedavilere karşı direnç mekanizması geliştirirken, diğer bir kısmın ise vücudun diğer organlarına hızla yayılma kapasitesini artırdığı tespit edildi.
Kilit rol "MYC" geninde
Araştırmanın en dikkat çekici bulgusu ise en saldırgan kanser hücrelerinde aşırı aktif olduğu gözlenen "MYC" geni oldu.
Laboratuvar ortamında yapılan deneylerde bilim insanları, kanserli hücrelerdeki MYC geninin aktivitesini durdurmayı başardı. Gen susturulduğunda, saldırgan kanser hücreleri hızla sakinleşerek daha normal bir yapıya büründü.
Bağışıklık hücreleri, daha önce kendisini gizleyen bu kanser hücrelerini kolaylıkla tespit ederek hedef almaya başladı.
İmmünoterapi direncine ışık tutacak
Pankreas kanseri, bağışıklık sisteminden ustalıkla kaçabilmesi nedeniyle günümüzün en etkili kanser tedavilerinden biri olan immünoterapiye (bağışıklık tedavisi) neredeyse hiç yanıt vermiyordu.
Araştırmacılar, bu yeni bulgunun kanserin bağışıklık sisteminden gizlenme taktiğini çökerttiğini ve gelecekte geliştirilecek yeni nesil tedaviler için önemli bir kapı araladığını belirtiyor.



